Tomris

Peter Paul Rubensin çizdiği "Tomris Efsanesi" eserinde Tomris'in Fars hükümdarı Kiros'un başını kan dolu kaba düşürmesi. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Tarihimizin sayısız erkek kahramanları arasında yiğit adını almayı hak etmiş Türk kadınları da vardır. Kahramanlık yerleri olan savaş alanlarında düşmanlarla erler gibi vuruşan, milletleri ve şerefleri için kanlarını akıtmayı göze alabilen bu kahramanların en büyüklerinden birisi, günümüzden yirmi beş yüzyıl önce yaşamış olan ’tir. Asıl adının Demir olması gereken, fakat eski yunan tarihçilerinin Tomiris ve Demurus şekillerinde adlandırdıkları bu , Peçenek Türkleri’ndendi. Onun taşıdığı ad gibi bir demir olduğunu tarihin bize bıraktığı satırlar arasından bulup çıkarmak güç değildir. Milattan önce altıncı yüzyılda Türkistan’da ve Peçenek Türkleri bulunuyordu. Aynı çağda ’da Ahamenid sülalesi vardı. Bu sülale zamanında acem orduları doğuya doğru ilerleyerek Türkler’le birkaç yol çarpışmışlardır. Tarihte bunların en ünlüsü Tomris’in Peçenekler’e baş bulunduğu çağda yapılandır.

Ahamenidler’den Kirus, önce Sakalarla vuruşarak onları yenmiş, Batı Türkistan’ın cenup topraklarını ele geçirmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra Kirus, Peçeneklerle de çarpıştı. Çarpışmanın sebebi Kirus’un Peçenek Hükümdarı Tomris ile evlenmek istemesi ve Peçeneklerin kadın başbuğunun bu isteği geri çevirişidir. İran hükümdarı gururunu ayaklar altına alan bu komşu kadın başbuğdan öç almak için ordularını doğuya sürünce, tarihin ünlü Türk‐Acem savaşlarından biri meydana geldi. Kirus, önce Tomris’in oğlunun buyruğundaki Türk öncü kuvveti ile karşılaştı, onları bozdu. Tomris’in oğlu düşmana yenilmenin verdiği yasla kendini öldürdü. Bu çarpışmayı kazanan Kirus, zaferlerine bir yenisini eklemek hülyası ile Tomris’in buyruğundaki asıl Peçenek ordusunun üzerine yürüdü.

Türkler’le Acemler’i karşı karşıya getiren savaşlardan biri olan bu çarpışma pek kanlı oldu. Önce iki ordu pek yakın bir mesafeden oklaştılar. Bu oklaşma o kadar kanlı oldu ki iki taraftan yaralanmayan pek az savaşçı kaldı. Bu korkunç başlangıçtan sonra ordular mızrak ve kılıçlarla göğüs göğüse geldiler.

Türklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek hükümdarının başlık yaptığı bu sert vuruşma kavganın sonunu çabuk getirdi. Yalnız; kahramanlığın, askerlik kabiliyetinin ve zekânın hakim olduğu her vuruşmada olduğu gibi, bunda da kahramanlık, askerlik ve zekâda üstün olanlar ağıt bastılar.

Peçenekler o kadar sert vuruştular ki İran ordusunun büyük bir kısmı topraklara serildi. Tomris’ten öç almaya gelmiş olan düşman hükümdarı Kirus da savaş alanında kalmıştı. Bu büyük Acem bozgunu yalnız tarihimize bir zafer eklemekle kalmıyor, mağrur Türk düşmanlarına tarihî bir ders de vermiş oluyordu. Kirus, hayatında çok kan akıtmış bir hükümdardı. Peçenek ordusunun kahraman kadın hükümdarı Tomris, yok ettiği düşman ordusunun toprağa serilmiş bu kan akıtıcı hükümdarına layık olduğu muamelede bulundu.

Kirus’un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak: “Hayatında kan içmeye doyamamıştın, şimdi doya doya iç!” dedi.

Tarihin Tomris hakkında verdiği bilgi bu kadardır. Herhangi bir düşman ordusunu yenmek ve onun başını toprağa sermek yapılamayacak bir şey olmamakla beraber, şartlar düşünülürse bu zaferin büyüklüğü ortaya çıkar. Kirus, bütün İran’ın güçlü ordusunun erkek hükümdarı, Tomris ise Türklerin bir koluna başlık yapan bir kadındır. Bir kadının başbuğluk yaptığı bir ordunun kazandığı zaferde o kadına düşecek şan payı imrenilecek kadar büyük sayılmaya değer. Ayrıca ordusu ile düşmanı tepeleyen bu kahraman kadının, savaşı, düşman hükümdarı ile evlenmemek yani temiz Türk kanını bozmamak için yapması ayrı bir değer taşımaktadır. Damarlarındaki kanı bozulmuş olarak devam
ettirmemek için o kanın hepsini akıtmayı göze alan ve bunun için de savaş alanına yürüyen Tomris, Türk kızları için güzel bir örnektir. Damarlarında onun kanını taşıyan Türk kızları beyaz perdelerin hokkabaz kılıklı yaratıklarına değil, tarihin karanlıkları arasında bir yıldız gibi parlayan demir yürekli Tomris’e benzemeye uğraşmalıdırlar. Bu, bir vazife ve bir şereftir.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, İstanbul, 1943

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Dede Korkut

Bir çok kaynaklar asıl adının Korkut Ata olduğu halde, dede lakabının kendisine sonradan, tecrübeli, bilgin

Su ruhundan yaratılan atlar

Türklerde tanrı tasavvurunun Gök-Yer/Su-Atalar formülüyle ifade edilen çeşitli kültlerle karşımıza çıktığını, yukarıda dile getirmiştik. Kutsal

Uygurca 46. Ders

Qiriq altinçi (46-) Ders. Batur taşqi işler bölümide işleydu. Pitér çet’ellik oquğuçi. U Batur bilen

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku