Ötüken İllerinde M.S. Sekizinci ve Dokuzuncu Yüzyıllarda Türk Abidelerinde Sanatkar Adları

Bu Tenriken, tenrikede kut bulmış

Alp Bilge Tenri uygur Kağan’ın bitiği - Bu semavi, gökte kut bulmuş

Alp Bilge-tenri Uygur Kağan’ın yazısıdır. - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu Tenriken, tenrikede kut bulmış Alp Bilge Tenri uygur Kağan’ın bitiği - Bu semavi, gökte kut bulmuş Alp Bilge-tenri Uygur Kağan’ın yazısıdır. - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

adını taşa hakkeden ilk kârlardan bahsetmeden evvel şu noktayı aydınlatmak belki gerekmektedir: Gök- âbidelerinin başlıcası olan Kül abidesinde Çinlilerin de yardımı olduğu anlaşılmaktadır. Çin katkısı ne mâhiyette ve ne ölçüdedir ?

Kül ’in hatırasına dikilen taştan öğrendiğimize göre alpin nesiller boyunca anılmasını dileyen vefâlı kardeş Bilge Kağan geleneğince âbidevi bir külliye yapmak istedi. “Bark” (dıvarlı yer, ma-bed? Külliye) “bediz” (resim, taş oyması, nakş), “uz” (heykel) ve “bitig taşı” (yazılı taş) yükseltmeye karar verdi. Ügei-Nor Gölü’nün 30 km Güneyinde Orkun vâdisinde geniş bir saha ayrıldı. Bu sahanın muhtemelen ortasında Batı’dan Doğu’ya giden bir yolun iki tarafına yüzlerce heykel dikildi. Sâhanın içinde duvarlarla çevrili kısımlar vardı (ma’bed, yızılı taş, kurban taşı ve kuyusu). Duvarlar sıvanmış ve ala boyanmıştı. Mabed kademeler üstünde veyâ bir tepe üzerinde yükseliyordu. Mabedin içinde Kül ’in hatununun ve yakınlarının heykelleri bulunuyordu. Mabedin dışında ve mabede giden yolun iki tarafında Kül ’in muhafızlarının ve hizmetkârlarının ve muhârebede öldürdüğü kimselerin heykelleri (balbal) dikilmişti. Muhtelif zoomorfik heykel ve kabartmalar da vardı.

Bu eserleri ve Çinli kârların vücuda getirdiği anlaşılıyor. Acaba hangi eserler Çinlilere hangileri lere atfedilebilir? Çin tarihleri bize bu husûsda şu bilgiyi verir:

“732 yılında Kül öldü. İmparator (hüan-tsung) ölen için bir mezar taşı yaptırttı ve yasını kendisi telif etti. Bir mabed yaptırdı, taşdan bir heykel dikdirdi ve (ma’bedin) dört duvarına ölenin savaşlardaki alpliğini tasvir eden resimler yaptırdı. İmparator bu iş için altı tane meşhur ressam yolladı. (Ressamlar) Resimleri öyle canlı yaptılar ki ler hiç böyle canlı resim görmediklerini söylediler. (Kül ’in kardeşi) Mo-Ki-lien ( Bilge Kağan) resimlere baktıkça ağlardı” (Liu Mau-Tsai Ost-en, s. 179, 228)

Çinli ressamlardan dikili taştaki yazılarda da bahsedilir. Dikili taşın yazılarını Yoluğ adlı beye yazdırıp hakketn Bilge Kağan ise Çinli kârların gelişini şöyle anlatır:

Bengü taşka urtım.

Tabgaç kaganda bedizci kelürtim

Bediztim… Tabgaç kagan içreke bedizci iti.

Anar adınçığ barık yaraturtim.

İçin taşın adınçığ bediz urturtım, taş tokutdum

(Orkun, 1/28)

(Abidevi taşa vurdurdum,

Tabgaç (Çin) kağanından nakkaş getirttim.

Nakşettirdim… Tabgaç kağanının iç (saray) nakkâşı edi.

Onlar için ayrı bark (binâ) yardımdım.

İçini, dışını ayrıca nakşettirdim, taşa hakkettirdim.)

Çin tarihi altı kârın yollandığından bahsederken Kül âbdesi bunların sayısını vermemekte fakat birinin adını söylemektedir. Çinli kâr “Çıkan Çan Senün” (Chi-kuan-chang-kü, Çi-kuan-çag-kiü: Orkun, index) adı geçmektedir.

Gerek gerek Çin yazılarından anlaşıldığına göre gelen kârlar bilhassa ressamdı ve bunlar mabedin içine bugün kalıntıları tamamen harap olan ve hakkında fikir yürütülemeyen kırmızı renkteki resimleri yaptılar.

Bundan başka Çinliler bir heykel yapmıştı. Bu heykel de Jisl’e göre diğerlerinden daha mükemmel ve mermerden olan Kil ’in heykeli olsa gerek. Çin eseri olarak ayrıca yazılı taş ve mabed binası Çin kaynaklarında söz konusu olmaktadır. Fakat lerinde bunlar eseri olarak gözükmektedir.

Kül külliyesindeki Çin eserlerini böylece saydıktan sonra şu noktayı da kaydedebiliriz. Çinli farzedilen eserlerin de ikonografik unsurları her vakit Çin kaynağından değildir. Çinli kârlar atfedilen heykellerden başlıcası ve belki teki olan Kül heykelinde Çinli olmayan ikonografik unsurların en bârizi Kül ’in kıyafetidir. Alpin giyimi Çinlilerin “Hu” (Hsiungnu soyundan olanlar ve Batılılar) kıyafeti olarak tasvir ettikleri Çin elbisesine nisbeten “kısa ve dar” olan ve “yakası sola doğru kapanan” atlı milletlerin biniş kaftanıdır. Diğer heykellerde olduğu gibi (Lev.Iıa, d) Kül heykelinin de çakşırı ve çizmeleri bulunsa gerek. kemeri de Orkun vadisindeki heykellerin bir hususiyetidir. Lüzumlu eşyaların takılmasına mahsus kayış parçaları bu kemere asılıdır.

Kül ’in başındaki kenarı yukarıya devrik ve tâç şeklinde oymalı başlık aslen Yakın Doğu’dan gelme bir şekildedir. Fakat Pazırık devrinden beri (M.Ö. dördüncü yüzyıl) gerek göçebe gerek Çin ında göçebe maâbud ve hükümdar tasvirlerinde ve bilhassa eserlerinde bu başlık gözükür. lar ve Temürlüler devrine kadar devam eden bu başlığa Orta Çağ’da “tâc-i bôrki” denirdi ve ün “borç” ü ile İranlı’nın “tâç” mefhumunun birleşmesinden doğan bir hükümdar başlığı sayılırdı.

Kül ’in börk-tâcı’nın üstündeki kuş motifi de Hun, ve diğer göçebe (Köre, Silla devri) mezarlarında ekseriyetle görülür ve Şamanist inançlar çerçevesinde izah edilmiştir. Belki ruhun kuşa teşbihi ile ilgilidir fakat belki de öngün mâhiyeti vardır. Kâşgari ’lere (kağan oğulları) yırtıcı kuş adları verildiğini bildirir. Üslûb bakımından Kül ’in börk-tâc’ını süsleyen kuşun kanatlarının yukarı kıvrılan uçları T’ang kuşları usûlündedir. Fakat bu usûl ınca benimsenmedi ve VII-IX. Yüzyıl Kırgız tunbak kabartmalarında da gözükür.

Bazı diğer ikonografik unsurlar ise; Çin medeniyeti şekil almadan evvel, etrâftaki göçebe milletler ile henüz müşterek bir harsa sahib olduğunu pek kâdim devirden kalmadır. Yahud da lere akraba hatta bir kısmı belki proto- olan Chou’lar (M.Ö.1050-249), Tik’ler (M.Ö.VIII-VII yüzyıl) Hun krallıkları (IV-V) yüzyıl, Tabgaçlar (385-556) ve onlardan inen sülaleler devrindendir. Bu çeşit ikonografik unsurlar belki Gök lere Çinden değil kendi soydaşlarından gelmiştir. Hem Çinli hem olabilecek ikonografik unsurlar ihtivâ eden eserleri Jisl daima Çinlilere atfa meyletmiş ve yazılar ile balballar dışında Kül küllüyisinde eseri olmadığını ifade etmişti. Halbuki hem Çinli hem olabilecek ikonografik unsurlar ihtiva eden eserlerin birkaçı nin verdiği bilgi ışığında ve stilistik bakımdan menşeli gözükmektedir. Kül külliyesi vücûda gelirken ancak altı Çinliye mukabil çok sayıda kârının çalıştığı kitâbeden bilinir. Bunlardan başlıcası leri hakkeden ve başka külliyelerde de eser bıraktığını ilerde anlatacağımız “Kağan atısı” (Kağan’ın henşirezâdesi veya atalığı) Yoluğ idi.

Yoluğ ’den başka, pek çok karları da Kül külliyesinde gerek “bark” (büyük bina) gerek yazılı taş, gerek nakş işlerinde, çalışdılar.

“Barkın, bedizin, bitig taşın, biçin

yılka, yitinc ay, yiti otuzka,

kop alkadımız… bunca bedizçiğ,

Toygun, Elteber, kelürti”

(Orkun, 1/52)

Mabedini, nakşını, yazılı taşını

biçin yılında, yedinci ay

yirmi üçünde, takdis ettik…

(toygun ve elteber) rütbeli kimseler bunca nakkaş getirdi

Çinli kaynakların Çinlilere ve kitâbesinin ise lere atfeder gözüktüğü bir eser Kül ’in mabedidir. Filhakika kalıntılardan anlaşıldığını göre bu mabed, üstü çatı ile örtülü dörtköşe (10,25×10,25m) plânda bir Çin köşkü imiş. Fakat yine şu noktayı hatırlıyoruz. Gök-lerin “eb” (ev) leri de bu şekilde idi. Hattâ Gök-nden “eb” böyle damlı ve damın ucu yukarı kıvrılmış bir evin piktogramıdır. lerin de inşasına işt ettiği “bark” (büyük bina) bu mabed mi idi yoksa “bark” ta’biri külliyenin hepsine mi veriliyordu?

Kül ağıtının yazıldığı taşın motifleri de münâkaşalıdır. Heikel yazılı taşı şöyle tarif eder:

“İki tarafında arslan (Jisl’De göre koç) heykellerinin durduğu bir avlu içinde bulunuyordu. Taşı taşıyan kaplumbağa heykeli sayılmazsa taşın yüksekliği 332 cm idi. Alt genişliği 128 cm. idi ve tepesi hafif incelenerek 120 cm kadardı. Doğu, Şamil ve Cenüb yüzleri Batı yüzü Çince yazılı idi.”

“Tepesi yarım daire şeklinde idi ve Doğu ve Batı’ya bakan cephelerde yarım-dâire içinde şu motifler hakkedilmişdi: yazılı Doğu cephesinde mir ejderlik tak ve bir damgası (lev. VI a) ve Çince yazılı Batı cephesinde bir çift ejder bulunuyordu.(lev.VII a)”

Şüphesiz ki Kül için dikilen taş Çin mezar taşlarına benzer. Fakat mevzûbahs Çin mezar taşlarının ekseriyeti Tabgaç ve Tabgaç’lardan inen sülaleler devrindendir. Yine muhtemeldir ki Çin mezar taşları gibi Kül taşı da kozmik bir mana taşımaktadır. Çin mezar taşları dört cihete nazır dünya planını temsil ederdi. Kül dikili taşı da Çin kozmolojisinde kâinatın ve şimâlin timsâli olan kaplumbağa tarafından taşınmaktadır (Uygularda şimâl timsali “Kara Yılan” idi) Kül Tiğin hâtırasına dikilen taşın yarım-daire şeklindeki tepesinde Doğu ve Batı yüzlerinde bulunan çift başlı ejder ve çift-ejder (lev.VIIa,VIIa) motifi ise gök-kubbenin ve cenûbun timsâlidir. Cenûb güneşin seyrinin zirvesi göründüğü için Çin kozmolojisinde itibâri şeklide göğün zirvesi Cenup’da sayılırdı. Ejder yıldız manzumesinin göğün tepesinde gözükmesi Çin’de yaz itidâlının (solstitium) işareti olduğundan çift ejder motifi gök-kubbenin ve zirvesinin böylece timsâli oldu. Ancak bu motif de Hunlar ve ler tarafından benimsenmiş görünüyordu. Hatta Hsiung-nu’lar ve ler mevsim değişmesi bayramlarında ve bilhassa yaz itidâlinde ejder yıldız manzûmesinin gök-kubbenin tepesine vardığı zaman gök ve “Kök Luu” (gök ejderi) ile ilgili merâsimler yaparlardı.

Eğer kitâbedeki “yitinc ay” (yedinci ay:Orkun, 1/52) okunuşu dikkate alınırsa Kül ’in âbideler külliyesinin takdisinin de yaz itidâlinde ejder bayramı devrinde yer almış olması mümkündür. Çünkü Pritsak’ın kaydettiği gibi Çin ayları ile ayları arasında iki ay fark vardı. yıl kış itidalinde başlıyor ve yedinci ay yaz itidâline varıyordu (Çinin beşinci ayı). Mezar taşlarına konan ejderli tak motifi bilhassa takdis merasimi yaz itidâlinde yapıldığı anlaşılan Kül yazılı taşındaki ejderli tâklar belki ruhun göğün zirvesinde bulunan ejderli taka yükselişinin remzi idi. Nitekim Kül yazılı taşında kitâbede Yolluğ şöyle der:

“Beyim yügere tenriye…”

(Beyim yukarı göğe…: orkun, 1/54).

Ejderli takın iki uclarında sarkan başların ağızlarında tuttukları topu ay ve güneşin timsali sananlar çoktur.

lerin de ejderli tak motifi il yakından ilgili bulanması keyfiyeti yanında, şu noktaya da bekli kayda değer. Heikal Kül yazılı taşındaki ejderleri “pek ibtidai” diye tavsif etmişti. Mâhir Çin kârlarından ibtidai bir iş beklenemezdi. Jisl’in dediği gibi, onlara atf edilebilecek eserler mükemmeliyet ile tebârüz ederse, Kül yazılı taşındaki ejderler Çin eseri olmasa gerek. Bilhassa ki, Heikel, bu şekilde “ibtidai”ejder tasvirlerini, Orkun vadisinde, gerek Gök-,gerek Uygur kalıntılarında çok gördüğünü kaydeder. Demekki, ejder tasviri lerde çok yapılmakta idi. Kaldı ki, Yoluğ , yazıları hakkederken, doğu çebhedeki ejderli tak motifinin bir kısmını teşkil eden damgayı kendisinin “koyduğunu” söyler ve bu ibâre altına imzasını da atmıştır.

“Bunca bitiğ bitiğme, Kül Tiğin atısı Yolğu , bütüdim. Yiğirmi kün olurup bu taşka bu tamga kop, Yoluğ , bitidim… Taş bitidim. Yolug

(Orkun, 1/54

Bunca yazıyı yazan, (ben), Kül “atısı” Yoluğ , yazdım. Yirmi gün oturup, bu taşa bu damgayı koyup, yazdım. Taşa yazdım. Yolug

Stilistik bakımdan ise Kil anıtının Doğu cephesinde damgası ve metin ile birlikte bulunan ejderli tak (lev.VII a) mümâsil Çin eserlerinden ziyâde Kuşan menşeli ve devri (658-766) ve mıntıkasında ında da görülen ejderli takı (lev.Vıb) hatırlatır. Eser çok harâp vaziyette olduğu için iyi seçilmemektedir. Fakat takın iki ucundan sarkan ejder başları da Çin T’ang devri ejder maskesine benzemez fakat Kuşan veya ordos menşeli ejder başlarından birine yakındır. Kuşan tarzında görülen başlar makara (timsah) veya Jalebiha (fil) başından mülhemdir. Basitleştirilmiş şekilleri yukarı ve aşağıya doğru açılan ve kıvrılan iki dudaktan ibârettir.

Ordos uslûbundan ejder başı ise böri başıdır. Rudenko’ay göre en eski ejder başı budur ve Ordos eserlerinde görülen (lev.VIIIb) börü başlı yılan Çin ejderinin (lev.VIIIc) prototipidir. Shang devri ejder motifleri bulunalı bu fikir münakaşasız kabul edilemezse de Ordos’un böri başlı yılan şekli bazı Çin eserlerinde ve bilhassa ında çok rastlanır (lev.IV).Kül yazılı taşının Doğu cephesine bir damgası ile birlikte bulunması ve ejderli tâkın iki ucunda sarkan başların böri başı olması ihtimâli tâka bir öngün mahiyeti verebilir. Çünki Gök- hükümdar sülâlesi adının Çin teleffuzu ile şekli A-shi-na, Pritsak’a göre “Çina” kelimesinden gelir ve böri demekdir. Böri esâsen Gök-lerin öngünü ve efsânevi ceddi idi ve altından böri başı belki tös (totemik hayvan tasviri) mahiyetinde Gök- bayrağı aleminde yer alırdı. Yoluğ ejderli tâkın ortasına “damga koymuştur”. Aynı damgayı Bilge Kağan’ın lahdı üstünde de geren Radlof bu adamgayı A-shi-na sülâlesinin ve bilumum hanların damgası sanmakta idi.

Kül yazılı taşının Batı cephesinde ise yani Çince yazının üstünde yine aynı ibtidâi şekilde yapılmış bir çefit ejder motifi vardır (lev.VIIa). Bu ejderler de iyi seçilmemektedir fakat bunların tertibi Tabgaç devrinden bir mezar taşı motifine (lev.VIIb) benzer. Ejderlerin başı aşağıya doğrudur ve ayakları tâkın tepesinde birbirine dolanır. Ancak Tabgaç motifinde ejderler, Ordos ve eserlerinde gözüktüğü gibi makara, jalebha, veya böri başı değil koç başlıdır.

Kül mabedinde, çin motifi olarak tanınan fakat lerin de tekrar ettiği bir motif daha vardır. Bu da pişmiş toprakdan “T’ao-t’ieh” tarzında yarı-ejder, yarı-insan maskeleridir. (lev.Va) Bunlar muhtemelen dört tane idi ve dört duvara asılmıştı.

T’ao-t’ieh maskesi filhakaki Çin’den gelmiştir fakat Çin’in ecnebi ve belki de lerle akraba milletler tarafından idâre olduğu devirdendir ve Çin’e karşı harp eden bir efsânevi beyin başını temsil eder. Kırgız leri T’ao-t’ieh’den gelişmiş bir maskeyi miladdan evvelki yüzyılda ına mahsus şekilde geliştirmişlerdi. (lev.Vb). Bu motifin de ile bağları bulunması mümkündür çünkü Kırgız uslubunda fakat aynı mahiyette maskeler Çin karları ile ilgili olmayan Tonyukuk mabedinin dört duvarına asılmıştı. Uygur metinlerinde maskeye “Ölüm madar (makara)” denir.

Böylece Kül âbidesinde Çin eserlerinin kısmen harsına intibâk etmiş olduğu neticesine varıyoruz. Muhtemelen Çinliler geleneğini yakından biliyordu veya ler onlara yol göstermişti. Diğer taraftan Çinlilere atfedilenlerin de bazılarının hakikatte eseri oluğu kanaatine varıyoruz.

Bu saydıklarımız dışında kalan eserlerin ler tarafından yapıldığı hakkında kimsenin şüphesi yoktur. eseri olduğu muhakkak görülen “balbal” ve hizmetkâr heykellerinden (lev.III) yalnız Kül külliyesinde (lev.II) yüzlerce mevcut idi. Halen bile 169 tanesinin büyük yol üzerinde dizildiğini Jisl kaydeder.

Bu âbidevi kurganların gerek Orkun vâdisinde gerek başka yerlerde pek çok emsâli vardır. Sâdece bugünkü Moğolistan’da Kül külliyesinden daha eski muhtelif kurganlar arasında şunları kayedebiliriz tarihi bilinmeyen kadim Şivet-ulan külliyesi; her ikisinin de M.S. 716 etrafında öldükleri sanılan hakimi Tonyukuk’un ve Tarduş beyi Küli Çur’un âbideleri. Nitekim Çin târihleri lerin şu geleneğini kaydeder:

“Bir alp ölünce mezarının üzerine bir hatıra sütunu dikerler. Mezarı bir bina şeklinde inşâ ederler. Buraya ölenin bir tasvirini ve hayatında bulunduğu savaşların resimlerinin yaparlar. Bir adam öldürmüş ise bir taş dikerler. Bazen yüzlerce hatta binlerce taş bu iş için kırılır” (Balbal denen heykeller bu taşlardan oyulurdu)

Balbal denen taşa oyulmuş heykeller ının hususiyetini veciz bir şekilde ifade eder. Gök- devrinde henüz kısmen ibtidâi olan bu Kül heykeli münasebeti ile Çin târihçilerinin lere atfettiği zevke uygun olarak, canlı tesiri vermek istemektedir. Her “balbal” muhtemelen bir portredir. Fakat Gök- kârının kuvvetli şahsiyeti onu mübâlagalı bir ifadeye sevketmiş (expressionisme) ve tabiatın ötesinde hata bazen karikatüre yaklaşan birer portre (lev. IIIa) vücuda getirmiştir. Balballar görünüş, kıyâfet ve ellerinde tuttukları temsili eşya (kadeh, kuş) bakımından kültür tarihi için de ehemmiyetli malzeme teşkil eder (Lev.II, III)

Zoomorfik motiflerden oturmuş koç heykelleri de Şivet-ulan ve Moğolistan’daki Gök- muhitine has görünmektedir (lev.Ivc). Bunların bilhassa mezarlarda bulunması henüz daha anlaşılmamış bir mana ifade etmiş olsa gerek. Tabgaç mezar taşındaki koç başlı ejder tasvirini de bu münasebet ile tekrar hatırlıyoruz (lev. VII b). Şivet-ulan (lev.Ivc) üslubunda bir çift karşılıklı koç heykeli Kül külliyesinde yazılı taşın bulunduğu avlunun girişinde durmakta idi. Bu koç heykelleri mezarlarının bir hususiyeti olarak lerin göç ettiği yollar boyuna dizilmiş ve Mangışlak’dan geçerek Anadolu’ya kadar uzanmıştır.

Kül ’in ölümünden iki yıl sonra kardeşi olan Gök- kağanı Bilge Kağan da öldü. Artık Gök- devleti yıkılmış ve bir daha kurtulmuyacaktı. Fakat lük için mücadele eden alplerin hatırası abideler sayesinde bize kadar gelecekti. Bilge Kağan anmak için yapılan külliyenin bütünü mimarı, heykeltraşlık ve resim eserleri ile baştan başa Yolluğ ’in düşüncesinden doğmuştur ve kâr bunu iftihar ile söyler.

“Bunca barkığ, bediziğ, uzığ,

Kağan atısı Yoluğ , men,

Ay artuku tört kün olurup, bitidim, bediztim”

(Orkun, 1/72)

(Bunca binayı, nakşı, heykeli (ben),
Kağan “atısı” Yoluğ ,
Bir ay dört gün oturup, yazdım, nakşettim)

Yoluğ ’in ifâde tarzından da anlaşıldığına göre bu kadar çok eserin böyle kısa bir zamanda tek adamın çalışması ile vücuda gelmesi bu eserlerin “Kağan atısı”nın tasavvurundan doğduğu manâsınadır. Bu keyfiyet Bilge Kağan’ın yontulmuş taşdan figuratif lahdi üzerinde yazılı kâr adlarından bellidir: yalnız bu nakş (lev.I) üç ayrı kârlarının emek mahsülüdür:

“Tekeş Kül Tudun inisi

Yükünür kün bedizmiş

Azganaz Er Agar bedizmiş

Çiner bedizmiş”

(Orkun, I/121-123)

(Tekeş Kül Tudun’un küçük kardeşi,

(Ölenin hâtırası önünde) eğilinen gün nakş etti

Azganaz Er Agar nakş etti.

Çiner nakş etti)

Bu eserde (lev.I) Bilge Kağan elde “ayak” (kadeh) hükümdar usülünde bağdaş kurmuştur. Sağında ve solunda da iki kimse ellerinde kadeh ayakta durmaktadır. Üslup ve muhteva bakımından çok ilgi çekicidir. Üslup Gök-Türs ının ibtidâi fakat evvelce söylendiği gibi kuvvetli realizminden ziyade mübâlagalı ifadeye meyvâl tarzını gösterir. Tertip, Altay erken Gök- eserlerinde de görüldüğü gibi bir merkezi şahıs etrafına toplanan mütenazır unsurlardan müteşekkildir. Kağan dünyanın kutbunu teşkil etmektedir.

Bilge Kağan’ın lahdı üstündeki nakş şu bakımlardan da bilgi verici mahiyetdedir: Gök-lerin görünüşü, kıyafetleri ve belki de Hun ve lerin and içme merâsimi bu eserde tasvir edilmiş. Nakşın sol üst köşesinde yazı ve mâhiyetlerini yukarıda münakaşa ettiğiz damga ve kuş motifleri gözükür. Yırtıcı kuş burada yandan gözükmektedir. Motif muhtemelen heraldik bir öngün olabilir.

Bilge Kağan’ın mezarındaki arslan heykeleri de (lev.Iva) . Şivet-ulan külliyesinde bulunan tarzdadır (lev.Ivb) ve Çin üslûbunda değil Kuşan ı arslan heykellerine benzer.

Aynı yüzyıl içinde Tarduş leri muhitine dönersek 716 etrafında ölen Tarduş Beyi Külli Çur’un Ihe-hüşotü’daki dikili taşında şu ibâreyi bulmakdayız:

“Kagan inisi… Çur kelip

Ulayu tört kelip

İşbara Bilge Küli Çurug yuglatı

Bedizin bedizti, olurtu”

Orkun I/139

(Kagan’ın (ilteriş Kutluğ Kagan) küçük kardeşi Çur gelip

Daha dört gelip

İşbara Bilge Küli Çur’un yoğunu tuttular

Nakşini nakş ettirdi, oturttu)

Son bahsedeceğimiz imzalı eser (lev. IX) Orkun’un dokuzuncu yüzyıl başına ait sandığı Uygur yazılı taşıdır. Heykel taşın bulunduğu eski Uygur başkenti Ordu-balık’i şöyle anlatır:

“Orkun deresinin ötesindeki Kara-balgasun ya’ni “kara-harabeler” dört köşe şeklinde surlu bir şehirdir. Bu harabelerde bir yazılı taş buldum. Kızıl granit taşından, pek güzel bir âbide idi. Dört kısımdan ibaret bulunuyordu. Alt kısmını 90 cm yüksekliğinde oturmuş arslanlar taşıyordu. Taşın eni 140 cm kadardı. Taşın bütün boyu en aşağı altı metre idi. (Heikel, “Les monuments…”, (s.XI-XII).

Taşın üzerinde , Sogdca ve Çince yazılar vardı. Ay-tengride kut bulmış alp Bilge Kağan’ın dikdirdiği bu taşda Uygurların M.S. 762’de Mâni dinini kabulü anlatılmakta ve Uygur başkentinde kan dökülmesi (insan ve hayvan öldürülmesi) yasaklanarak yalnız prinç yenmesi “yargılanmaktadır”. Eseri Alp Inancı Baga Tarkan’ın vücuda getirdiği kitâbede yazılıdır.

Kitâbenin üstündeki yarım daire şeklinde kısım içinde Kül anıtında olduğu gibi ağızlarında ay ve güneş timsali birer top tutan bir çift-ejder motifi görünür. Burada da ejder tâkı motif’inin gök-kubbeyi temsil ettiği anlaşılıyor. Çünkü altındaki şöyle demektedir.

“Bu Tenriken, tenrikede kut bulmış

Alp Bilge Tenri uygur Kağan’ın bitiği”

(Orkun, I/85)

(Bu semavi, gökte kut bulmuş

Alp Bilge-tenri Uygur Kağan’ın yazısıdır.)

Alp İnancı Bağa Tarkan Uygur Kağan’ının yazısının üstüne öngün mahiyetinde, Uygur metinlerinde ejderlerin kağanı olan “Kök Luu”yu resmetmiş olmalıdır. Uygur Kağan’ının “kök-Luu”su Kül taşının batı tarafında bulunan çift-ejder’e tertip bakımından benzer. Her iki eserde ejderlerin başları aşağıya tâkın iki ucuna sarkmış ve tâkın zirvesinde ard ayaklar birbirine dolanmıştır. Ancak Uygur âbidesi daha çok mütekâmildir ve ejderlerin hususiyetleri vücutların timsah gibi derisi belkemiği teşkil eden ve ejderlerinde çok görülen “yip” (ip) motifi başın yanındaki sakallar ve nihayet başın kendisi pek iyi seçilmektedir. Ejderlerin başı miladdan sekiz ilâ yedi yüzyıl evvelki Ordos ejderi (lev VIIIb) tarzında böri başıdır. Bu başın hususiyetleri üst dudağın helezon şeklinde kıvrılması veya tepesinde bir çıkıntı olmasıdır; gözler şaşıdır. Uygurların Ordos mıntıkası ile bağları vardı ve bu ejder başı şekli muhtemelen çok eski devirlerden beri göçebe Uygur ında tekrar edilegelmişdi. Gök- ve Uygurlarda böri başlı ejderin öngün mahiyetinde olduğu fikri böylece kuvvetlenmiş bulunuyor.

Alp Baga Tarkan’ın bu eseri ile Moğolistan’daki gezintimizi bitirmekteyiz. Yedinci ilâ dokuzuncu yüzyıllarda Moğolistan’da yerleşmiş Gök-, Tarduş ve Uygurlardan altı kâr adı vermiş bulunuyoruz. Daha başkalarını da bulmak belki mümkün olabilir.

Kaynakça
Makale yazarı :
Emel Esin
Bibliyografya :
Kaynak :

Türk Kültür El Kitapı Cilt: II Kısım: Ia 1972 (Ötüken illerinde M.S. Sekizinci ve Dokuzuncu Yüzyıllarda Türk Abidelerinde Sanatkâr adları), S.:44-52

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Moğolların Gizli Tarihi

Gerçekten sene Sovyet İlimler Akademisin şarkiyat enstitüsü tarafından neşredilen mühim kitaplardan biri S.a. Kozin’in Moğolların

Kazakça Dersleri – 21

2.61 — Eşqaşan umıtpaymın! 2.61 — Asla unutmayacağım! Jak — Erteñ jüremin. Sendermen ayrılısw mağan

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku