Gerileme DönemiGörsel TarihMilli MücadeleYükselme Dönemi

Fatih’in Beyaz Atı!

0

2015 senesinin son aylarında okuduğum bir makale, tarihte yaşanmış olayların gerçekliklerini tekrar sorgulamama sebep oldu. Bu makale Prof. Dr. Edhem Eldem’in kaleme aldığı “Tarihte Bir Gerçek Üzerine Küçük Bir Araştırma: İstanbul’un Beyaz Atlı Fatihi” isimli yazısı idi.

Bu makale ve Fatih’in atı üzerinden tarihte gerçeklik meselesi konusunu konuşacağız. Makaleyi henüz okumadıysanız eğer, dergiyi satın alabileceğiniz bağlantı adresini açıklamalar kısmına bırakıyorum.

Toplumsal Tarih Dergisi’nin Eylül 2015 tarihinde çıkan 261. sayısında, Edhem hoca bize somut bir örnek verirken, aslında kasten ya da sehven yapılan ve bugüne kadar gelen tarihsel olayların doğruluğu üzerine beni daha da farklı şekilde düşündürmeye yöneltti. Pek çok defa farklı eserler içerisinde tekrarlanmasıyla artık kimsenin sorgulama gereği bile duymadığı hatalı bilgilerin doğru bir kesinlik haline geldiğine ben de şahit oldum.

Bildiğiniz gibi Birinci Dünya Savaşını kaybeden Osmanlı Devletinin, Mondros Mütarekesini imzaladığı 30 Ekim 1918 tarihinden hemen iki hafta sonra, 13 Kasım 1918’de, başkenti İstanbul ilk defa fiili bir işgale maruz kaldı. İstanbul’un resmi olarak işgal edilmesi ise 16 Mart 1920’de gerçekleşti.

23 Kasım 1918 sabahı İstanbul’a ulaşan Şark Müttefik Ordusu Komutanı Fransız General Louis Franchet d’Espèrey, karşılamadan memnun olmamış, daha sonra yeniden gelmek üzere şehirden ayrılmış.

Fransız General Louis Franchet d’Espèrey 23 Kasım 1918

Generalin ikinci defa gelişi için, karaya ayak bastığı yerden işgal karargahı olarak kullanılan Fransız Büyükelçiliğine kadar İtilaf devletlerinin adına bir karşılama alayı tertip edilerek, bu sefer daha iyi bir resmigeçit planlanır.

8 Şubat 1919 Cumartesi günü saat 10’da Galata rıhtımına yanaşmış Patrie isimli savaş zırhlısından karaya inecek olan Fransız general top atışıyla karşılanacaktır. Gemiden inen generali İngiliz, Fransız ve İtalyan askerler, bunların arkasından da Ermenistan bayrağı taşıyan Ermeni izcileri takip eder.

Alayın geçmekte olduğu sokaklarda hangi müziğin çalınması gerektiğine kadar her şey detaylıca düşünülür. Bando takımı Fransız Milli Marşı olan Marselyezi ve İngiliz Marşını çalarken, geçit alayı önceden belirlenen plan dahilindeki yolda ilerler, bilhassa Beyoğlu taraflarında sokakta ve evlerin balkonlarında bulunan insanlar, bir kurtarıcı olarak gördükleri General d’Esperey’in üzerine çiçekler atarak onu selamlamışlardı.

İsmail Hami Danişmend, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Cumhuriyet’e kadar cereyan eden önemli olayları ele aldığı eseri olan İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi’nin dördüncü cildinde generalin İstanbul’a girişini şu şekilde anlatıyor:

İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1950, c. 4, s. 456

8 Şubat = 7 Cumada-I-ûlâ, Cumartesi: Rumeli’deki düşman orduları Baş-kumandanı ceneral Franchet d’Esperey’nin operet kahramanlarını gölgede bırakan parlak bir zafer alayı ile istanbul’a girişi.

(Sonradan mareşalliğe terfi edilen bu cakacı ve fiyakacı Fransız cenerali 23 Teşrinisâni 1918 = 18 Safer 1337 Cumartesi günü istanbul’a gelmiş, sonra çekilin gitmiş ve ondan sonra tekrar gelip eski Roma kumandanlarını andıran gülünç bir zafer alayı tertib ettirerek fetihsiz bir fâtih edâsiyie İstanbul’a girmekten utanmamıştır: Bu soytarıca alayda beyaz bir ata binen komik Fransız cenerali eski Roma usulünce dizginlerini iki askere tutturup etrâfnıda hayâsızca bağrışan Rum, Ermeni ve Yahudi döküntülerini selâmlarken ne kadar maskara olduğunun farkında bile olmıyarak Fransa sefarethanesine gitmiştir. — Pek dar kafalı bir zavallıdan başka bir şey olmıyan Franchet d’Esperey’nin zekâ seviyyesi müsâid olmadığı için düşünemediği bir nokta vardır: öyle bir zafer alayı yapabilmek için istanbul’a eski Türkler gibi harben ve cebren girmiş, yâni Fransızlarla müttefikleri gibi Çanakkale harp meydanlarından gece karanlığında kaçmamış olmak lâzımdır).

İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1950, c. 4, s. 456

Prof. Dr. Edhem Eldem kaleme aldığı yazısında biraz önce İsmail Hami Danişmend’in kitabından alıntıladığımız beyaz at kısmının bir uydurma ve bir yalan olduğunu söylüyor. Aşağıdaki fotoğraftan anlaşılacağı üzere Fransız Generalin bindiği atın rengi beyaz değil!

Şimdi bunun ne önemi var diyebilirsiniz. Düşman İstanbul’u işgal etmiş biz generalin atıyla uğraşıyoruz. Ben de size hak veriyorum açıkçası. Atın rengi çok da önemli değil ama bu örnek önümüzde bulunan sorunu resmetmesi bakımından önemlidir. Tarihçilikte kaynakların ve neyin doğru veya neyin yanlış olduğunu anlayabilmemizi zorlaştıran güvenilirlik sorununun bulunduğunu göstermesi açısından enteresandır. Unutmayın bu soruya biraz sonra tekrar geleceğiz.

Makaleye göre İsmail Hami Danişmend Fransız Generalin beyaz at efsanesi, Prof. Dr. Edhem Eldem bir başka efsane olarak nitelendirdiği Fatih’in beyaz at hikâyesine dayandırıyor.

Hepiniz İtalyan ressam Fausto Zonaro tarafından yapılmış olan Fatih Sultan Mehmed ve İstanbul’un fethi ile alakalı yağlı boya tablolarını hatırlayacaksınızdır. Bu üç tabloda da İstanbul’u kuşatan ve en nihayetinde fetheden 2. Mehmed her zaman beyaz bir atın üzerinde resmedilmiştir.

Eh işte, Fransız General Louis Franchet d’Espèrey’in de, Bizansı tarihin tozlu sayfalarına gömen Fatih Sultan Mehmed’i taklit ederek İstanbul’a Rumların hediye ettiği beyaz at üzerinde girmesi normal değil mi?

En azından tarihteki gerçeklik meselesini ele aldığımız burada, örnek olarak ele aldığımız konuyu fotoğraf ve video arşivlerindeki materyalleri kullanarak bir şekilde izini sürebiliyor ve doğru bilgiye ulaşabiliyoruz.

Peki Fatih Sultan Mehmed fethettiği İstanbul’a Topkapı surlarından girerken gerçekten beyaz atın üzerinde miydi?

İki ressam, Fausto Zonaro ve François Jean Baptiste Benjamin Constant, o zamanki ismi ile Konstantinopolis’i 53 gün süren kuşatmanın ardından fetheden İmparator II. Mehmed’i, vezirleri ve komutanlarıyla beraber St. Romanos Kapısı’ndan yani Topkapı’dan şehre girme anını farklı bir şekilde değerlendirmişe benziyor.

“… dönemin kaynaklarında değil beyaz, herhangi bir attan bile nadiren bahsedilmektedir. Pek tabii ki o dönemde muzaffer bir hükümdarın fethettiği şehre yaya girdiğini düşünmek bile mümkün değilse de, II. Mehmed ile alakalı olarak beyaz bir atın sözü hiçbir yerde geçmemektedir.”

Prof. Dr. Edhem Eldem, Toplumsal Tarih Sayı: 261, Eylül 2015, s. 31

Profesör Edhem Eldem 4 yıl sonra yaptığı bir televizyon programında aynı konuyu konuşurken rastladım. 2015’teki kaleme aldığı makalesinde yazmamış ama programda şunları söylüyor:

“…Fatih’in beyaz atı da uydurma. Yani o da 19. yüzyılda muhtemelen Zonaro’nun yani Abdülhamid’in ressamı Zonaro, çünkü devamlı Fatih portreleri (yapıyor) yani ve orada beyaz at. Niye? O da muhtemelen çünkü bir İstanbul (Konstantinapolis) Fethi resmi var, Fransa’da yapılan. 1860’larda. Orada kapkara bir at üzerinde. Çok karanlık bir şey, bir fetih resmi var. Çünkü tabi Avrupa’dan bakıyor vesaire. Zonaro neredeyse bunun negatifini yapıyor yani her şeyi beyaz…”

Meraklısına Bilim: Tarih araştırmasında yöntem, gerçek, sorgulama ve sınama Prof. Dr. Edhem Eldem ile, 2 Mayıs 2019

Maalesef hocamızın söylediği gibi, Fatih’in beyaz at anlatımı Abdülhamid’in ressamı olan Zonaro’dan çıkmamıştır! Aşağıda hem Türkâri sanatında olsun, hem de Batı sanatında örneklerini göreceğimiz eserlerde, Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u feth ederken pek çok defa beyaz at üzerinde resmedilmiştir. Bunlardan en ilginç olanlarını sizlere göstermek istiyorum:

1470-1480 arasına tarihlenen Jean Chartier’in Chronique de Charles VII eserinde bulunan Siege of Constantinople bahsinde geçen resimde, sol tarafta bulunan Fatih beyaz atının üzerinde kaleyi kuşatmış bulunmakta
Moldovița Manastırı

Belki de geçmişte yaşanmış bazı olayların gerçekten nasıl olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bu bakımdan tarihi meseleleri ele alırken elimizdeki bilgilerin doğruluğunu sorgulamaktan kendimi alamıyorum. En güvenilir kaynaklarda dahi, işte bu olay bu şekilde oldu diyerek gözü kapalı anlatılan meseleler ile ilgili olarak siz ne düşünüyorsunuz?

Makale Kaynakçası :

1 – Toplumsal Tarih Sayı: 261, Eylül 2015, https://tarihvakfi.org.tr/dergiler/toplumsal-tarih/toplumsal-tarih-sayi261

2 – İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Franchet d’Esperey’i karşılama töreni ile ilgili dokümanlar, SALT Araştırma, Harika-Kemali Söylemezoğlu Arşivi: https://archives.saltresearch.org/handle/123456789/97230

3 – İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1950, c. 4, s. 456

Cihan Oktay
2014 yılında Türkeli Dergisinde yazarlık yapmaya başlayan yazar, derginin kapanmasıyla birlikte, Türkçe Tarih Dergisi‘ne kuruculuk etmiş ve günümüzde de yazılarını burada yayınlamaktadır. Yazar Türkçe Tarih sistemi üzerinde genellikle Milli Mücadele, Atatürk ve Türk Devrimleri üzerine yazılar yazmaktadır. Uzun bir süredir, Rıza Nur ve Hatıratı üzerine araştırmalar yapmakta ve bu çalışmaları ile tanınmaktadır. Diğer önemli tarihçilerle birlikte kolektif olarak yayınlanan "Şahsiyetler" isimli kitapta, Doktor Rıza Nur biyografisi kaleme almıştır.

Tarihi Bir Fotoğraf Üzerine

Previous article

Stefan Temirok’un Hikayesi

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir