ATATÜRK’ÜN ANLATIMIYLA “KOMUTAN”

0
137

M. KEMAL ATATÜRK

Komutan olan kişi, tehlike zamanlarında askerleri kendi iradesine uygun şekilde idareye mecburdur; bu cihetle insanlara beğenilmekten ziyade onlara emir ve hüküm vermeye eğilimli bir yaradılış ve tabiata sahiptir. Başkalarına emir ve hükmetmek, karar sahibi olmaya bağlıdır. Kararlılıkla yapılan bir iddia veya teklif, nadiren itiraza uğrar. İnsanlar, arkasından gidecekleri adamın, hakikaten kendilerine baş olmasını isterler; ancak bu takdirde, kendi selâmetleri için emniyet duyabilirler. Kuvvetli bir kararlılık için nefse güven şarttır.

Mesuliyeti üstlenmek cesaret ve hevesi, komutana en çok lâzım olan bir hassadır; bu pek nadirdir. Birçok insanlar, mesuliyeti başkalarına ait bildikleri zaman, düşünmeden en fena tehlikelere atılırlar; mesuliyet kendilerine yükletildiği anda mütereddit ve çekingen olurlar. Çünkü, mesuliyeti üstlenmek, felâketli zamanlarda kabahatli olmak demektir. Mesuliyetten korkmak, kalbin gizli bir halidir. Halbuki, bir komutan ancak mesuliyeti üstlenmek cesareti sayesinde büyük
işler görebilir. Çünkü, tecrübe ve bilgi noktasını tamamlayacak yardımcılar daima bulunabilir. Mesuliyeti üstlenmek cesareti, komutana bir asalet veren yüksek kalplilikten doğar. Bu haslet, kibirli olmamak şartiyle, komutanı herkese üstün
kılar.

Komutan olan kişinin, insan tanıması lâzımdır. Çünkü, ordu cansız bir âlet değildir. İnsanların kıymetleri, mizaçlarına ve hislerine göre değişir. Cesaret ve yiğitlik, her askere lâzımdır. Fakat komutan, büyük adamlara mahsus yaradılıştan ve nadir bir cesarete malik bulunmalıdır. Bu nevi cesaretin sahibi, onun mevcudiyetinden haberdar olmaz; ölümden korkmamak hali kendisinde o kadar tabiîdir ki, en şiddetli bir tehlike zamanında, herkes az çok bir şaşkınlıkla iş gördüğü halde, onun fikrinde daha ziyade kuvvet ve icat gücü oluştuğu hayretle görülür.

Komutan olanlar için daha birçok güzel huylar sayılabilir. Fakat, büyük komutanlara birtakım kusurlar da atfolunur. Mesalâ: Merhametsizlik. Yüzbinlerce insanın dövüştüğü muharebe meydanları, her nevi felâket ve sefalet yeri olabilir. Ortalık cesetlerle dolar, kan deryası haline gelir. Böyle manzaralar karşısında herhangi bir insan acıma ve merhamete gelir, ürker. Burada da komutanı koruyacak, hususî hassadır. Buna merhametsizlik diyorlar; halbuki bu, lüzumlu bir katılıktır.

Bir komutanda bulunması lâzım nitelikler göz önüne getirilince, her millete büyük komutanların nadir olarak yetiştiğinin sebebi kolay anlaşılır.

1930, AFET İNAN, M.B. VE M.K. ATATÜRK’ÜN EL YAZILARI, S. 112-113

Avatar

Leave a reply