Vatan yahut Si̇li̇stre pi̇yesi̇ni̇ i̇zlerken – Ali̇ Fuat Cebesoy

0
229

Manastır’a döndük. Şehrin methaline geldiğimiz zaman orada bulunan bir mesirede vaktin geç olmasına rağmen Harp Okulu talebelerinin açık havada büyük yatan şa­iri Namık Kemal’in «Vatan veya Silistire» yi oynadıklarım gördük. Atlarımızdan inerek oyunu büyük heyecanla seyret­tik. Talebe efendilerden birinin temsilin son sahnesinde:

Yâre nişandır tenine erlerin
Mevt ise son rütbesidir askerin
Altı da bir üstü de birdir yerin
Arş yiğitler vatan imdadına.

Mısralarını okurken, yanımdaki subaylar, gözyaşlarını tu­tamamışlardı. Benim de gözlerim yaşarmıştı. Harp Okulu’ndaki talebelik hayatımız gözümün önünde canlanmıştı. Sınıf ar­kadaşım Mustafa Kemal ile beraber bu şiirleri, o zaman oku­muş, ezberlemiştik. Fakat böyle heyecanla haykıramamıştık.

Ah, o istibdat idaresi ah…

O gece Manastır merkezinde bir toplantı yaptık. Uzun uzun konuştuk. Manastır’daki İttihatçı subaylar, bir hafta on gün içinde meşrutiyeti ilân edeceklerini ileri sürüyorlar, mü­saade isteyorlardı. Böyle acele bir hareketin doğru olamaya­cağı, diğer merkezlerde de hazırlıklarını tamamlanmasından sonra harekete geçilirse, daha müessir olacağı tezini savun­dum. Genel Merkez’in bu konuda ısrar ettiğini dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalıştım ve kabul ettirdim. Yalnız Vehip dedi ki:

— Rica ederim, Fuat Bey, arkadaşlara söyleyiniz. Bu he­yecanı daha fazla zapt-ü rapt altında tutmaya imkân yok.

Manastır Valisi Hıfzı Paşa’mn durumunu sordum.

— Onun bir tehlike olacağını ve ondan bir tehlike gelece­ğini sanmıyoruz.

Cevabını verdi. Ertesi günü yine atla Selânik’e hareket ettim. Bu yolculuk bir buçuk gün sürdü. Mustafa Kemal’in henüz Serez’den dön­
mediğini öğrendim.

CEBESOY FUAT ALİ, SINIF ARKADAŞIM ATATÜRK, İNKILAP ve AKA KİTABEVLERl, İSTANBUL – 1967, S. 124-125

Avatar

Leave a reply

Daha Fazla Oku