Türkler’de Ailenin Tekâmülü ve Bunda “Kadın”

0
441

I‐ Türk Mitolojisinde Erkek ‐ Kadın ve Aile Mefhumları

Türk destanının bütün parçaları meydana çıkarılıp henüz birbirine bağlanmış değildir. Bununla beraber bugün elde mevcut olanları da zengin mevat gösterir. Bugünkü Türk destanı başlıca dört büyük parçadan ibarettir.

1 — Dünyanın yaradılış usturesi, 2— Kun = Oğuz destanı, 3—Gök Türk destanı, 4—Dokuz Oğuz “Uygur destanı” Bu esas destanın etrafında birçok da tâli destanlar vardır ki en meşhurları Köroğlu, Manas, Battal gazi, Danişmend Gazii ve Dede Korkut destanlarıdır.

Bugün yalnız Yakut Türklerinde yaşayan Türk kozmogonisine güre kâinat halk edilmeden evvel âlem denizden ibaretti. “Tanrı Kara Han” bu denizin üzerinde tek başına düşünüyordu. Nihayet Kara Han yalnızlıktan usandı. Ne yapayım diye düşünmeye başladı. O zaman, denizde “Ak Ana” göründü. Kara Hana “Yarat!” dedi ve kayboldu. Kara Han Ak Anadan
aldığı ilham ile kainatı yarattı [1]

[1] Türk Yurdu cilt 4; numara 22; 1926 sayısında Abdülkadîr Beyin “Türk Mitoloji‐sinde ve Halk Edebiyatında kadın” unvanlı makalesi. S. 305..

Demek Türk maşerî vicdanının yarattığı en esaslı efsanede “Kadın” bir ilham menbaı oluyor. Kadına destanda bu kadar mühim bir mevki veren milletin bu fikri bu tezde daima göz önünde tutulması lâzım bir nokta olacaktır.

Yine Türk kozmogoni destanına göre gök 17 tabakadan mürekkeptir. En üst kat olan 17’nci
tabakada Tanrı Kara Han oturur. Kadın olan “Gün Ana” yani güneş 7’nci katta, erkek olan “Ay Ata ” yani ay ise 6’ncı katta oturur [1]

Görülüyor ki daha mühim olan güneş kadın telakki ediliyor ve gökteki mevkii de aydan daha yüksek oluyor…

Türk destanının ikinci büyük parçası olan Oğuz destanında, destan kahramanı ve Türklerin büyük hükümdarı olan Oğuzun iki güzel kızla evlendiğini görüyoruz[2].

Hatta bu destanın islâmiyetten sonra tahrif edilen şekillerinde Oğuzun üç amcasının üç kızıyla evlendiğini görüyoruz. Bunu hiç bir zaman Türklerde kadının mevkiinin küçük olduğu şeklinde anlamamalıdır. Çünkü fütuhat devirlerinde Türk büyüklerinin birden fazla kadın alması kablelislâm devirlerde bile âdetti. Dokuz Oğuz destanında da hükümdar “Buğu Han” yeni dini ve her şeyi semavî bir kızdan öğrenir [3].

Zaten eski Türklerin içtimai müesseselerinin bakiyelerini hâlâ saklayan Altay Türklerinde kadının mevkii çok büyüktür. Kahramanlar karısının yahut hemşiresinin sadakat ve gayreti sayesinde felâketlerden kurtulurlar. Hatta Altay dağlarındaki bir tepenin ismi “Kadın”dır.” Bu dağ hakkında birçok hikâyeler söylenir [4]

[1] Ziya Gök Alp; Türk medeniyeti tarihi, S. 69.
[2] Köprülüzade Fuat; Türk edebiyatı tari‐hi, S. 51?.
[3] Ziya Gök Alp: Türk medeniyeti tarihi. S. 72 ‐ 73.
[4] Abdülkadir: Aynı makale S. 307.

Kara Kırgızlar arasında söylenen “Manas” destanında kadın evin namusunun bekçisidir. Erkek soğuk kanlılığını kaybederek fena bir iş yapacağı zaman onu kadın kurtarır. Kadının sözünü dinlemediği zamanda da kahramanın ölümü gelmiştir [5].

Kadının yüksek mevkii İslâmiyetten sonra yazılmış olan Dede Korkut kitabında da pek barizdir. Meselâ: Kahraman fakak deli bir Türk beyi olan “Deli Dumrul” Azraile meydan okuyor. Fakat mücadelede mağlup oluyor. O zaman Âzraile diyor ki: “Madem ki her şeyi yaratan, can veren Allah’tır öyle ise benim de canımı o alsın, sen bu işe karışma!” Bu sözler Allah’a hoş geliyor. Azraile diyor ki: “Eğer Deli Dumrul kendi yerine canını verecek birini bulursa onu ölümden affederim.” Azrail bunu Deli Dumrul’a tebliğ ediyor. Deli Dumrul sevinerek babasına: koşuyor, işi anlatıyor.. Babası kabul etmiyor. Anasına koşuyor. 0 da kabul etmiyor. o zaman Azrail Deli Dumrul’un canını almak istiyor. Deli Dumrul Azrailden müsade istiyor: “Bîr karımla iki oğlancığım var, onları da bir göreyim de sonra canımı al!” diyor. Karısına anlatıyor, diyor ki: “Bütün malım mülküm senin olsun. Benden sonra, gözün kimi tutarsa göynün kimi severse ona var, iki oğlan çığımı öksüz bırakma.”

Kadın burada büyüklüğünü gösteriyor. “Sen öldükten sonra ben malı mülkü neylerim, ben göz açıp seni gördüm, gönül verip seni sevdim. Korkak anan baban bir canda ne var ki vermemişler. Yer gök şahit olsun ben canımı sana verdim” diyor… Azrail karısının canını almaya geliyor. Deli Dumrul Allah’a yalvarıyor. “Alırsan ikimizin canını al. Bırakırsan beraber bırak.” diyor. Allah ta onları affediyor [6].

[5] Âbdükadir, ayni makale, S. 307.
[6] Evin dayağı olanlar: eve misafir gelse, erkek evde olmasa o
onu yedîrir. içirir, ağırlar gönderir.

Dede Korkut kitabında kadınlar şöylece dörde ayrılıyor:

II — Sabah leyin kalkar, elini yüzünü yıkamadan tıka basa yemek yer, elini böğrüne vurur. Bu evi harap olası erkeğe varalıdan beri karnım doymadı, ayağım paşmak, yüzüm yaşmak görmedi, diye şikâyet eder. Bu da solduran soydur.

III ‐ Kalkınca elini yüzünü yıkamadan sokağa çıkar, obanın bir ucundan bir ucuna gezer, öğleyin evine gelince hırsız köpeğin evini birbirine kattığını görür. Komşu kadınlara niye evime bakmadınız diye çatar.

IV — Nice söylersen bayağı olanlar: evine misafir gelse erkeği evde olsa ve ona ekmek getir yiyelim dese; “Ne yapalım bu yıkılası evde un yok elek yok ” der. Ne gelirse benim soframa
gelsin diye erîne arkasını çevirir. Sözünü dinlemez.

[1] Kitab‐ı Dede Korkud; S. 37 —95.
[2] Kitab‐ı Dede Korkud; S. 5 — 6.

İstanbul Kız Lisesi Felsefe Sıtajiyeri Mehpare Nihâl, Atsız Mecmua, Yıl: 1, Sayı: 6, Sahibi ve Müdürü: H. Nihâl, 15 Birinciteşrin 1931, s. 15-16

Leave a reply