TÜRKİYE’NİN KOMÜNİZME KARŞI HASSASİYETİ – ALİ FUAT CEBESOY

0
141

Türkiye Büyük Millet Meclisi Bolşevik propaganda ve komü­nizm idhalâtına karşı çok hassas ve müteyakkız davranmıştı. Zaruret halinde bazı sosyalist prensiplerinin kabul olunabileceğini ve fakat bu gibi içtimaî inkılâpların yalnız Türk vatandaşları tarafından ve Türk kanunlarının müsaadesi nisbetinde yapılabileceğini ihsas ettirmiş, haricin müdahalesini ısrarla reddeylemişti. Çok haklı olarak her nevi içtimaî inkılâpların emperyalizm cephesindeki müdafaa kuvvetlerinin inkısamı ve zayıflamasını mucip olmamasını düşünmüştü. Memleketin istiklâl ve hürriyeti kurtulacağı güne kadar bir iç inkılâba razı olmamıştır.

Sovyet Rusya hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu husustaki hassasiyetini tasvip eder görünmüştü. Hattâ Türkiye’ye gön­dereceği sefaret heyeti teşkilâtmda bu maksatla bazı değişiklikler yap­mış olduğu kulağımıza kadar gelmişti. Bununla beraber Bolşeviklerin dünya ihtilâli için Türkiye’yi bir sıçrama mıntakası haline getirmeği düşündüklerini ve Türkiye merkez teşkilâtları vasıtasıyla Garp âlemine
propaganda yapmak istedikleri haber alınmıştı. Ruslar, Türkiye’deki bütün ihtilâl çalışmalarının ancak harice matuf olacağım ileri sürmüşlerse de, bazı hâdiseler, bunun aksini gös­termişti. Bereket versin Türk hükümeti bu hususta çok tedbirli bir ha­reket tarzı takip etmişti.

Bolşevikler, dünya ihtilâli bahis mevzuu olduğu zaman Doğu ve Asya âlemini daima birinci plâna almışlardı. Nokta-i nazarlarını da şu
suretle açıklamışlardı:
Kapitalizmin mühim merkezlerine ihtilâlin sokulabilmesi iki isti­kametten mümkündür. Bunlardan biri Doğu, diğeri de Batı’dan Batı istikâmetinde komünizm hayret edilecek bir mukavemetle karşılaşmak­tadır. İngiltere ve Fransa’da işçi ve amele refaha kavuşmuş. Birinci Ci­han Harbi galibiyetinden sonra solidarisme de geniş ölçüde gelişmiştir. Bu durumdan istifade eden kapitalizm, iç ihtilâlleri hemen hemen im­kânsız bir hale getirmiştir. Gariptir ki, harpten mağlûp çıkan Alman­ya’da bile mukavemet vardır. Doğu’daki tabiî kaynaklan kapitalizmin
elinden alarak Batı amelesi üzerinde bilvasıta bir tesir ve tazyik yap­maktan başka çare kalmamıştır. Bu esaslara göre, Doğudaki mesaî tar­zı ehemmiyet kazanmıştır. Fakat Doğu’da ve Asya’da doğrudan doğru­ya komünizm prensipleri de eski ehemmiyetini oldukça kaybetmiştir.
Şu halde Doğuda yalnız emperyalizm ve kapitalizmden istiklâl ve hür­riyeti kurtarmak prensipleri makbule geçecektir. Bittabi bu prensipler,
mahallî icaplara göre, kısmen din, kısmen hilâfet ve kısmen de komü­nizm esasları ile zenginleştirilecektir.

Yukarda hulâsa ettiğimiz mütalâalar, Bolşeviklerin o zamanki ha­reket tarzlarına dairdir. Yine Sovyetlere göre, Türkiye’nin de muavenet ve iştiraki temin olunacaktı. Batıya karşı cephe teşkil etmiş olan yeni Türkiye’nin yeni fikir ve cereyanlara bigâne kalmasına nza gösterilmiyecekti. Bir taraf­tan bu fikrî mesaînin (Bolşevizm filtrasyonu) hemen tanzimi ve bunun Türkiye’nin müdafaa kuvvetlerine zarar vermiyecek surette bir cereyan şekli (Filtrasyonuri kamufle edilmesi) bulunması lâzımdı. Diğer taraf­tan Batı düşmanlarını mağlûbiyete uğratabilmesi için Türkiye’nin her suretle takviyesine çalışılması sayesinde yeni Türkiye Bolşevikliğin Doğu siyaseti içersine alınabilecekti.

MOSKOVA HÂTIRALARI, ALİ FUAT CEBESOY, TEMEL YAYINLARI, İSTANBUL, EKİM – 2002, S. 12-14

Leave a reply