TÜRK TARİHİNDE “BAYRAK”

0
286

JEAN PAUL ROUX

Bayrak için Türkçe’de en sık kullanılan karşılık tuğ olup, bu, Kâşgarlı Mahmud tarafından zikredilmektedir. Codex Comanicus’da ise, gırtlak sesi düşerek tu şeklinde yer almaktadır. Bayrak en büyük erkin sembolüdür, bu anlamda, örneğin Çinliler 638 yılında Bilge Kağan’ın oğullarına bayrağı devretmişlerdir. Bayrağın içinde özel bir güç yerleşiktir, daha doğrusu vücudunun bir kısmı ya da resmi bayrak direğini veya kumaşı süsleyen hayvanın gücü yerleşiktir. Bu belki de, insan biçimindeki atanın gücüdür, burada önemli olan bu atanın hayvanla ne ölçüde özdeş olduğudur. Bayrağın bir külte sahip olması gerektiği aşikârdır.

T’u-küelerin devletinde, bayrak altından bir kurt başıyla süslüdür; bu sadece bir figür olmaktan ziyade, şüphesiz altınla
kaplanmış gerçek bir kafatasıdır. Hükümdarın kapışırım girişine yere dikilir ve yürüyen ordunun önünde taşınır. Bundaki amaç, yalnızca toplanmak değil, aynı zamanda efsanede olduğu gibi kurdun halkına liderlik etmesidir.

M. Köprülü’ye göre, Türklerin bayrağı başlangıçta Tibet öküzünün kılından, sonraları at kılından yapılmış ve nihayet bir mızrağın ucuna boyanmış bir parça ipek takılmıştır. Mızrağın ucuna hayvan kuyruğu takmanın çok eski dönemlere dayandığı kesindir. Responsa Nicolai Papae’de belirtildiği üzere, Boris döneminde bunları Bulgarlar kullanmışlar ve yine kendilerinden, hayvan kuyruklarının yerine haç takmaları istenmiştir. Tam olarak bilinmeyen bir dönemde, bayrakların kumaşını değişik resimler, hayvanlar ve yıldızlar süslemekteydi. Kuşkusuz bu da yine aynı sembolik ve söylensel amaçla yapılmıştır.

“Bayrak”, “sancak”, “flama” olarak tercüme edebileceğimiz diğer bilinen sözcükler, anlamlarını henüz bilmediğimiz özel nesneleri nitelendiriyor olsalar gerek.

JEAN PAUL ROUX, ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ, BİLGESU YAYINCILIK, 1.BASKI – 2011, s. 51 – 52

Avatar

Leave a reply