TÜRK MİTOLOJİSİ’NDE “KAYA”

0
240

PERTEV N. BORATAV

Özellikle kıvrımları insan veya hayvana benzeyen kaya­ların dayandığı bir efsane vardır. Gelin-Kaya (“Yeni Evle­nen Gelin”) diye adlandırılan keskin kaya hakkında birçok farklı yerde aynı öykü anlatılır: Kocasına gitmekte olan yeni
evlenmiş bir gelin, alçak bir zengin ağa tarafından kaçırıl­makla tehdit edilir; genç kadın, kendisini taşa çevirmesi için Tanrı’ya yalvarır. Diğer anlatımlarda tanrıya küfretmenin veya küstahça kibrin karşılaştığı cezalarından bahsedilir
(Dağ); kayanın bir kadını (bazen de bir çocuk veya diğer kişilerin eşliğinde) andırır biçiminde olmasnın nedeni, çocuğunun altını silmek için bir parça ekmek kullanmak is­teyen kadının kayaya dönüştürülerek cezalandırılmasıyla
oluştuğu açıklanır. Birçok kaya “şahit” diye adlandırılır çünkü onların bir evliyanın mucize gücüne itaat ettikle­ rine ve onun lehine şahitlik yapacaklarına inanılır. Kayanın diğer bazı özellikleri efsane, inanış ve ritüellerin oluşmasını etkilemiştir. Biga yakınlarındaki Gelin-Kız, “yeni evlenen kız”, kayasında bir kadın göğsü benzetmesinden dolayı, oradan sürekli olarak bir su kaynağının aktığına inanılır; burası, bebekleri için yeterli süte sahip olmayan an­nelerin kutsal ziyaret yeridir. Manisa’yı çevreleyen ve ‘kö­keni antik mitolojideki Niobe’nin trajik maharetinden alan kaya bloğunun, bugün bile taşa çevrilmiş ağlayan bir kadın olduğuna inanılır ve özellikle kadınlar tarafında ziyaret edilen İslami bir kutsal ziyaret alanıdır. Yalçın dağ eteklerindeki bazı kaya izleri, efsanevi kişilerin atlarının nal izleri olarak kabul edilir; Hz. Ali’nin atı Düldül’ün veya Köroğlu’nun Kır-At’ının.

Türk Mitolojisi, Pertev N. Boratav, BilgeSu Yayıncılık, 1.Baskı, 2012, S 84-85

Avatar

Leave a reply