Türk i̇hti̇lali̇ni̇n düsturları V – Mahmud Esad Bozkurt

0
363

“Devletin siyaset veçhesini Türk çiftçileri, Türk çiftçilerinin ali menfaatleri göstermelidir. O gün yedi asırlık bir sergüzeşt tarihinin yapraklan tam ve kamil manasıy­la tasfiye edilmiş olur. Bize göre devlet ve hükümet hu­kuki bir zaruret değildir. (Hukuk-u sarfa) bunu ifade edemez. Dev­let tarihi bir hadisedir. Tarihi za­ruretlerin mevludu olan devlet, Amerika hukuk-u esasiye mütehassıslarınm izahatına iştirakla denilebilir ki beşeriyet için lazım bir fenalıkdır. Asr-ı hazır hukukiyatmın istihdaf etdiği gaye, bu la­zım fenalığın mümkün olduğu
kadar hukuk çerçeveleri içine almmasıdır. Bu tarz-ı hal teşekkül ve vaziyeti itibariyle onun pek müsaid bulunduğu tahakküm ve ceberrut temayüllerine kuvvetli bir mana teşkil edebilir. Bu gaye­ye vasıl olabilmek için hukuk-u esasiye cereyanları devletin dizgin­lerini halkın eline vermeğe doğru yol alıyor. Halk ve devlet mef­humlarını birbiriyle meze etmeğe karar vermiş bulunuyor. Hukukşinaşlarm hergün keşf etdikleri yeni bir (temsil usulü) ile varmak istedikleri devleti; (halk hakimiyeti)nin (millet menfaatleri)nin bir icra vasıtası haline koymakdır.
Yine milletin eliyle bunları temsil edebilecek vaziyete sokmakdır. Şüphe yok ki Cumhuriyet, bu he­defe diğer devlet ve hükümet şekillerinden fazla isabet eden bir müessesedir. Fakat meselenin dö­kümü milleti temsil mekanizma­larında, mahalli hükümet, mahal­li idare teşkilatında merkezi hü­kümetin teşekkül ve bunu mura­kabesi şekillerindedir. Avrupa ha­misin mütehassıslarınca intihaba doğru en ziyade işte bu noktadır. İhın, devlet ve millet meselesini hal edecek, tarihi, mümkün olduğu kadar bir zafer mücadelesi ha­linden kurtaracak olan hal çarele­rini buralarda bulabilecekdir. Bu ince noktalar ihtilalin keskin ve geniş bakışlı gözlerinden uzak kalmadı. Birinci (Teşkilat-ı Esasi-
yelnin’ müzakeresi esnasında bunlar nazar-ı itibara alındı. Kanun-u Esasi Encümeninde, Meclis celselerinde uzun müzakereleri ve hatta gürültüleri mucib olduğu halde bir neticeye bağlanamadı. Bununla beraber inkılab bu mebhasda söylenmesi lazımgelen söz­lerin hepsini söyledi. Ve atiye bir (hakk-ı takdim) ile yürüdü. Bize göre bir memleketi en doğru tem­sil onun iktisadiyatında amil olan muhtelif meslek müntesiblerinin, iktisad zümrelerinin devletin en ali makinasmm başında bulunma­larıyla ifade olunabilir.3 Bu fikir Birinci Millet Meclisinde, 1337 se­nesinde şiddetle müdafaa olun­du.4 Ve kanunda bir madde halin­de kabulü teklif edildi. Fakat ka­zanamadı. Şurası da kayda layıkdır ki, teklif beş on rey eksiğiyledir ki davayı gaib etdi. Asr-ı hazır demokrasi prensibleri, telakkiyatı değişinceye, esaslı tadilat görün­ceye kadar, bu teklif belki bumadde-i mahsusa halinde Teşkilat-ı Esasiyelerde yer tutamaz. Şu var ki memleketi ve milleti temsil
zarureti (hukuk-u esasiye)nin ga­yesi ve mefkuresidir. Asri devlet teşkilatının ve bunun bütün hare­ketlerinin maksadı ve hedefi budur. Her fikire, her emele tercihanhalli icab eden budur. Devlet vücubu lüzumunu başka türlü izah edemez. Şübhe yok ki asr-ı hazır hükümet telakklileri, ihtilalin ma­na ve temayülleri herşeyden ev­vel milleti ve memleketi en ziya­de temsil eden idare şeklinin ih­das ve kabulüdür. Türk İhtilalin­de en güzel devlet, en manalı, en dürüst hükümet, milleti ve onun idare ve hakimiyetini en çok gös­ terebilenidir. Bizce hayat ve hareketde, ruhiyat ve maneviyat cere­yanlarının mühim tesirleri inkar olunamamakla beraber bir mem­leketi, bir camiayı, herhangi bir
milliyeti en başda ikitsadiyatıyla hükm edebiliriz. Bu rütbe kadir bir mevcudiyetin varlığıyla mütenasib bir suretde vatanın mukad­deratında söz sahibi olamamasına veya yarımyamalak reye malik bulunmasına gözlerimizi yum­mak, elimizden gelmez. Hele idare-i hususiye teşkilatında bunu hiçbir vakit hoş göremeyiz. Bu bir mefkuredir ki, kanunlarda yer buluncaya kadar milletler vücuda getirecekleri teşkilat ile intihabatda maksadlarım istihsal edecek­lerdir. Mütemeddin Avrupa mil­letlerinin en son müracaat zarure­tinde kaldıkları tedbir şimdilik
buraya vasıl olmuş bulunuyor.

Garbın en benam hukuk-u esasi­ye müelliflerinden Bordo Darül­fünunu Müderrisi (Leon Dügi) de aynı fikri derin bir görüş ve yük­sek bir belagat ve hararetle müda­faa etmektedir.3 Türkiyenin mad­di ve manevi mukadderatında en büyük amil olan şübhe yok ki çift­çilerdir. Bunların Millet Meclisin­de varlıklarıyla mütenasib bir su­retde temsilidir ki halk hükümeti­ni ve ihtilalin yümnlü semereleri­ni fiiüyatda tecelli etdirebilir. Na­zarımızda Türkiyenin manası ikti­sad zümreleriyle iktisadiyatile izah olunabilir. Başda çiftçiler ve bunların menfaatleri vatanın mu­kadderatında hakim olmadıkça inkılab daima yarım kalır. İnkıla­bın en yüksek bir bergüzan olan halk Çumhuriyeti kuvvetli esasla­ra istinad edemez. (Milli devlet) tatlı bir haliya olmakdan ileri ge­çemez. Buna bir vaziyet vermek inkılab için hayati bir zaruretdir.
Milletin felaket tecrübeleriyle yüklü olan tarihi böyle söylüyor. Devletin siyaset veçhesini Türk çiftçileri, Türk çiftçilerinin ali menfaatleri göstermelidir. O gün milli devlet, Türkiye halk hükü­meti kurulur. Yedi asırlık bir ser­güzeşt tarihinin yaprakları tam ve kamil manasıyla tasfiye edilmiş olur. Bunlar inkılabın kendi mana­sı etrafında henüz noksan kalan parçalardır.

1 J.J. Rousseau bu mütaleaya muhalifdir. O devleti kendisince metruz bir ak­di içtimaiye istinad etdiriyor. Bizce ilmi kıymeti haiz değildir.
2 İlk Teşkilat-ı Esasiye. 1337
3 1339 senesinde (Türkiye İktisad Kong­resinin tertibinde bu nokta nazar-ı tec­rübe edilmiştir.
4 Birinci Büyük Millet Meclisi 337 senele­ri müzakerat zabıtları, aynı senenin Ye­ni Gün nüshaları.
5 Hukuk-u Esasiye (L. Duguit) Fransız­ca’

MAHMUD ESAD BOZKURT, SADAY-I HAK, 29 MAYIS 1924

Avatar

Leave a reply