Türk – Arnavut Edebiyatlarının Güçlü Köprüsü, Şemsettin Sami.

0
170

Arnavut tarihinin, kültürünün ve edebiyatının üçlüsünü oluşturan Arnavut asıllı üç Fraşeri kardeşlerden Sami Frashëri veya Şemsettin Sami (1850-1904), önce ilk Türkçe roman olarak bilinen Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872) ile kendini tanıttı ve bu ilkten sonra sözlük, ansiklopedi ve dil alanında bir çok ilkleri daha gerçekleştirdi. Arnavutluk sınırları dahilinde dünyaya gelen fakat hayatın büyük bir kısmını Osmanlı merkezlerinde geçiren birçok alim ve ünlü şahsiyet gibi, Şemsettin Sami de her iki taraf için hala hazine niteliği taşıyan eserler geride bıraktı. Arnavut okurları tarafından yeterince tanınmayan ve Türk okurları için ise sadece klasik eserleriyle bilinen Şemsettin Sami’yi daha iyi anlayabilmek için öncelikle bildirimizde hayatına, şahsiyetini ve edebi kişiliğine yer vereceğiz. Ardından da eserleri ve bu eserlerin hala süren yankıları ile ilgili bilgiler sunacağız. Paşko Vassa ile birlikte Arnavut milliyetçiliğin temel taşlarından biri iken Osmanlı yazarı, ansiklopedist ve sözlükçü olan Şemsettin Sami, aynı zamanda Arnavut millî şiirin kurucusu olarak da kabul edilir.

Çağdaşlarının da onun hakkında olan düşüncelerine, Şemsettin Sami’yi birçok yönden anlama açısından yazımızda kısa bir şekilde yer alacaktır. Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasında şahit olan Şemsettin Sami, siyasî ve fikrî olarak karışık bir ortamın yansımalarını kaleme almış ve sonraki nesillere dönemin birçok farklı tablosunu yansıtabilmiştir. Her ne kadar bir “millet” kavramından yola çıkarak Arnavutluk’un Osmanlı İmparatorluğunda daha emin olacağı düşüncesindeyse de yakından olacakları sezerek ve öngörerek Arnavut ulusunun bağımsız olma sürecine İstanbul’dan Arnavutluk’la ilgili kaleme aldığı eserlerle temel niteliğinde taşlar sunacaktır. Roman, Kamus çalışmaları ve olayların tarihî akışına göre kaleme aldığı eserlerden alıntılar, onun günden güne fikrî ve edebî olgunlaşmasını gözler önüne serecektir.

Şemseddin Sami’nin yenileşme sürecinde öncü bir şahsiyet olmasının ve ardından sıkça söz ettirecek kadar zengin bir hazineyi bırakmasının sebebi onun Batı’ya yakın bir muhitte yetişmiş olması ve Yunanistan’daki lisede hem birçok yabancı dili hem de Batı ilimlerini okumuş olmasıdır. Romancı, tiyatrocu, tercüman, sözlükçü ve ansiklopedist gibi özellikleriyle tanınan Şemseddin Sami, aynı zamanda hem genel olarak dil, hem de özel olarak Türkçe ve Arnavutça dilleri ile ilgilenmiştir. Milliyetçi yapısını hem dil ile ilgili araştırmalarında hem de Arnavutça yazılarında belli eden Şemseddin Sami, 54 yıllık ömrünü her iki millet için paha biçilmez eserler vererek geçirmiştir. Günümüzde ise eserleriyle iki toplum arasında köprü işlevini görmeye devam eden Şemseddin Sami, eserlerinde getirdiği orijinal yaklaşımlar ve zengin bakış açıları ile her alandaki sosyal bilimcilere önderlik edebilecek durumda.

Hayatını Türk ile Arnavut Dil ve Edebiyatına Adamış Şahsiyet Olarak Şemsettin Sami
Florida Kulla

Avatar

Leave a reply