Tuna Boyunda Saz Şairlerimiz – I – Nihat Sami

0
398

14’üncü asırdan beri, yakın zamanlara kadar Osmanlı İmparatorluğunun Balkan yarımadasında kâh tabiî hududu olan kâh geniş arazisi dahilinde akan güzel Tuna’nın Saz şairlerimiz için bir heyecan ve ilham membaı olmaması imkânsızdı. Daha 14’üncü, 15’inci asırlarda, askerî alaylarda, Yeniçeri, Sipahî ocaklarında ve serhatlerdeki mevcudiyetleri kuvvetle tahmin edilebilen saz şairlerimizin[1] Tuna boylarında da uzun zamanlar telli sazlarıyla hemâhenk olarak şiirler terennüm ettikleri muhakkaktır. Bu asırlara ait halk eserlerinin elimize henüz geçmemiş bulanması bize meselâ ilk defa Tuna kıyılarında görünen akıncılarımızın heyecanlarını duymak imkânını bırakmıyor.

Tuna hakkında ilk yazık halk şiirine 16‐17’nci asırlarda yaşamış saz şairlerimizden “Öksüz Aşık”a veya”Kul Mehmet”e ait olması lâzımgelen bir türküde tesadüf ediyoruz.

Büyük üstat Köprülüzade Mehmet Fuat Beğin “16’ncı asır sonuna kadar Türk saz şairlerî” isimli eserinde bu türkü, “Öksüz Aşık” namına kaydedilmiştir [2]

Benim, Edirne’de elime geçen eski bir mecmuada aynı türkü bazı farklarla “Kul Mehmet” imzasını taşıyor. Şu halde eğer şiirin sahibi hakikaten “Öksüz Aşık” değilse bu “Kul Mehmet”in de “Üveyspaşazade Mehmet paşa” olmadığı; üstadın “Kul Mehmet”e ait salâhiyettar tafsilatıyla tahmin edilebilir, ki bu taktirde gene ustadın da kaydettiği veçhile 16’ncı asırdan daha muahhar asırlarda yaşamış bir başka “Kul Mehmet”in mevcudiyetine inanmak lâzım gelir.

[1] Bu hususta tafsilât için bakınız: Prof. Dr. Köprülüzade Mehmet Fuat: 16’ncı asır sonuna kadar Türk saz şairlerî; S: II ve Fu‐at beyin Halk edebiyatımıza ait diğer eserleri.
[2] Aynı eser. s: 37

Mamafih, Öksüz Aşığa ait bulunan bu şiirin müstensihler edinçle Kul Mehmed’e atfedilmesi de
mümkündür. Türkülerin mısraları arasındaki bazı değişiklikler, hatta Kul Mehmed’e ait olarak yazıların, “sülemez”, “ileşlen” gibi Rumeli şivesini taşıması, yani konuşma lisanı ile ve ağızdan kapma yazıldığını göstermesi bu tahmini kuvvetlendirir. Biz, burada Kul Mehmet İmzasını taşıyan Türküyü zaten harekeli olan imlâsındaki şiveyi muhafaza ederek tekrar ediyoruz:

Cennet misalidir evvelbaharı
Açılır kırmızı gülü Tuna’nun
Uçar bülbülleri leyli nehan
Eser badı serhatleri Tuna’nun

Kuma garkolup gelür yerdedir yüzü
Gökten iner cemre sökülür buzu
Arzulayup gider Karadeniz’i
Çok gadalar alur seli Tuna’nun

Enginler dağından yollar açmıştır
Çok analar ağlayup kanlar içmiştir
Alaman dağından yollar açmıştır
Yoktur dili sülemez dili Tuna’nun

Kimse bilmez anun kandadur başı
Dalgalanur gelür yüğündür cuşu
Eksik değil yaylaların savaşı
İleşilen dolu golü Tuna’nun

Kul Muhammed ounu böylemi dedi
Selâmlamış Belgırat’ı Budemî [1]
Almış bir ovayı akar kademi
Serhatlere ürer yolu Tuna’nun

[1] Budin

Bu türkünün Rumeli’de çok meşhur olduğu, uzun asırlar dillerde çalkalandığı muhakkak gibidir.
Gene Rumeli’ye ait bir cönkte tesadüf ettiğim 19’uncu asır halk şairlerinden “Sürurî”nin 1270 Rus harbine ait yazdığı uzun bir destanın bazı kıt’alar tamamiyle bu türküden mülhem olmuştur ki bu hadise türkünün şöhretiyle beraber şairinin 16’ncı asırdan ziyade muahhar asırlarda yaşamış bulunması ihtimalini de kuvvetlendirir.

Sururi’ye ait bu mısraları da aynen yazıyorum:

Vasfın edem dinle deli Tunanın
Bir muhalif eser yeli Tunanın
Daim coşkun akar seli Tunanın
Mevç mevç üstüne umman yürüdü

Kimse idrak etmez kandedir başı
Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı
Nice analar gözünden akıttı yaşı
Bu hali gören seyran yürüdü

Bîr Cuma gün saat dört kararları
Geçtiler karşıya lütfetti Bari
Aşkile çaldılar seyfi gaddarı
Tuna seli gibi al kan yürüdü

Herhalde yeşil ovalar ortasında bîr deniz genişliğiyle kah coşkun, kâh sakin akan sevimli Tunanın; tirşe sularına Türk kanının da karıştığı zamanlar da bilhassa Rumeli halk şairleri için büyük bir heyecan ve ilham membağı olduğu muhakkaktır. O kadar ki bu taraflarda cönklerde tesadüf edilen meşhur “Kerem ile Aslı” hikâyesinin bazı mısralarına bile Tuna’nın karıştığı görülmektedir:

Tuna kenarında avcılar gezer
Derîndir gölleri mahiler yüzer
Sıvamış kolların salınır gezer
Aslımdan bir haber ver be kahveci

Şiirlerinde çıplak tabiatı emsalsiz bir güzellikle yaşatan halk şairlerimiz îçin nasıl Sakaryalar,
Kızılırmaklar, Fıratlar, Murat suları bir ilham menbaı olmuşsa Tuna da Rumeli saz şairlerimiz için öyledir. Mamafih harpler vesaîr sebeplerle Rumeli’den Anadolu’ya ve Anadolu’dan Rumeli’ye geçen şairlerimizle bu şiirlerin her iki sahada da intişarı tabiîdir.

Nihat Sami, Edirne Erkek Muallim Mektebi Edebiyat muallimi, Atsız Mecmua, Yıl: 1, Sayı: 2, Sahibi ve Müdürü: H. Nihâl, 15 Haziran 1931, s.15-16

Leave a reply