TİMUR’UN GÜNLÜĞÜ – MISIR, ŞAM VE RUM ÜLKELERİNİN FETHİ – 30. KENGEŞ

0
223

Benim şân-ı şevketim Kayser’in [Yıldırım Beyazıd] kulağına kadar yetişti. Sivas, Malatya kalelerini ele geçirip oralara konmuş muhafız askerlerin hepsini dağıtıverdiğimi anlayınca, onun tüm gayret damarları harekete gelip ayaklandı.Benim askerlerimin darbesinden kaçarak onun penâhma sığınan Kara Yusuf Türkmen’in iğvâsiyle, benim üzerime leşkerle yürümek istedi. Kendisinin de kısmeti yetip, devletinin zevali yakınlaşmıştı. Kara Yusuf un sözüne aldanıp, kalabalık leşker alıp harekete geçti. Mısır, Şam askerlerini de yardıma çağırmıştı. Buna göre ben de askerlerimi üçe bölecek oldum. Lâkin yenmek yenilmek işleri takdir perdesi altında gizlenmiş olduğundan, bu doğrultuda askerbaşı emirlerimle istişâre yaptım. Bunlar da sipahilik yolunu tutup savaş açmayı önerdiler. Böyle olsa da ben Kayser’in gayret ateşini söndürmek için sıcak soğuk su serpmişçesine şu mazmunda hat yazıp gönderdim: “Yer gök yaratıcısı Hudâ’ya sınırsız şükürler olsun ki, yedi iklim ülkelerinin çoğunluğu benim fermanıma boyun eğmişler. Yer üstü sultanlarıysa bana eğilerek itaat halkasını kulaklarına takmıştır. Kendi değerini bilip, kendi sınırından dışarı adım atmayan kişiyi Hudâ esirgesin. Senin neslinin asilliği, kim olduğun cihan halkına malûmdur. Şimdi sana lâyık olan şudur ki, cüret ayağını ileri atma ki, üzüntü ve mihnet balçığına batıp bela çukuruna yıkılırsın. İkbâl eşiğinden kovulan bir güruh kişiler, kendi garazları için senin penâhına girerek, uyumakta olan fitneyi uyandırmıştır. Sakın bunların iğvâsiyle belâ kapısını devletin yüzüne açma. Bu mektup ulaşınca Kara Yusuf u bana gönder. Yoksa takdir perdesi iki saf karşı karşıya geldiğinde yüzüne açılacaktır.”

Bu nâmeyi işini bilen elçilerle Kavser’e gönderdim. Kendim Hums-Haleb yoluyla Şam ülkesinin başkenti Dımeşk şehrine doğru yola çıktım.

Mısır padişahı Melik Barkuk oğlu Melik Farac(Burci sülâlesi ildendir. 1399 -1405 te iktidarda olan Mısır ve Şam hükümdarı. Doğu’daki TimuYa karşı güçlerin; Karakoyunlu Türkmenleri, Toktamış Han, Sultan Ahmed Celâyir ve Rum sultanlannın müttefiki idi.) benim çıktığımı duyunca, o da hemen Dımeşk’e doğru gitmişti. Bunu anlayınca,Mısır ve Şam askerlerinin birleşmelerini önlemek için ben de hızlı yürüyüşle yola koyuldum, ama Melik Farac daha hızlı gitti. Böyle olsa bile ardından varıp Dımeşk şehrini ele geçirdim.(Olay 11 Ocak 1401’de olmuştur.)

Mısır, Şam padişahı Melik Farac savaş meydanından kaçınca, tüm Şam ehli bana tâbi olup boyun eğdiler. Bu arada Rum diyarına göndermiş olduğum elçilerim de geri döndüler. Fakat Rum Kayseri Yıldırım Bâyezîd güzel cevap yazmamıştı. Lâkin Mısır, Şam askerinin bana yenildiği haberini işitince hayret edip savaş hazırlıklarına başlamıştı. Ben ise, Dımeşk şehrini ele geçirip Şam vilâyetlerini kendime tâbi kılınca, Musul yoluyla Bağdat’a doğru yürüdüm. Kayser’in benle savaşma niyeti olup olmadığını anlamak için istişare yaptıktan sonra, Azerbaycan’a varacak olup Tebriz yoluyla hareket ettim. Emîrzâdelerin birisini kalabalık askerle beraber Bağdat üstüne gönderdim. Bağdat hâkimi Sultan Ahmed Celâyir, şehri gözetleyip kaleyi muhafaza etmek için çok sayıda askerle kendi vekili Ferruh adında bir kişiyi koymuştu. Benim askerim varınca şehir kuşatılarak iş savaşa dönüşmüştür.

Bu haberi aldığımda Bağdat’a kendim gitmeye karar verdim. Tebriz yolundan geri dönüp cebrî yürüyüşle Bağdat’a geldim. Savaş tedbirlerini aldıktan sonra dikkatle kaleyi kuşatmaya başladım. Kuşatma günleri uzayıp iki ay ve birkaç gün gecikince kaleyi ele geçirip şehre girdim. Kale bekçisi Ferruh kaçıp çıkarken Dicle suyunda boğuldu. Şehre girince tüm itaatsiz başıbozuk kişilerin ölümüne ferman buyurdum. Askerler kaleyi bozarak şehir binalarını yıkıp yerle bir ettiler.Bağdat’tan çıkınca Azerbaycan’a gelip burada bir zaman kaldım. Bu zaman bana haber verdiler ki Kayser, Haleb, Hums, Diyarbakır vilâyetlerine asker göndermiştir. Benden kaçıp Kayser penâluna giren Kara Yusuf ise eşkıyaların başçısı olmuştur. Yolcuların yolunu keserek yağmacılık yapıyormuş. Bilhassa iki hareme gidip gelen kervanlara çok ziyan vermektedir diye duydum. Üstelik o taraftan bir cemaat kişiler gelip Kara Yusuf’un yaptığı cebir ve zulümden bana şikâyet ettiler.

Bu söz tesbit edilince Kara Yusuf’un cezasını verip Kayser’in gözünü gaflet uykusundan açmak bana lâzım oldu. Bu doğrultuda istişare düzenleyip her şehir ve her ulustan asker çağırdım. Ordu toplanıp hazırlanınca tarih 804. hicriyede Receb ayında Azerbaycan’dan Kayser üstüne leşker çıkarıp yola kovuldum. Kendimden ileride birkaç bölük asker göndererek Rum ülkelerine hücum kılmalarını buyurdum. Otlu sulu yerlerden konalga seçerek, at ve hayvanlarımıza yem, ot hazırlasınlar diye askerin önünde bir bölük keşif birliği gönderdim. Sonra kendim Angürya yoluyla Kayser üstüne leşkerle yürüdüm. Kayser Bâyezîd ise atlı ve yaya olarak dört yüz bin askerle beni karşılamıştı. Savaş başlayınca Rum askerini yendim. Askerlerim Kayser’i esir alıp önüme getirdiler. Yedi yıllık seferden sonra zafer ve galibiyetle Semerkand’a geri döndüm.”

Sahibkıran Emir Timur , Muhammed Tarağay Bahadıroğlu

Çevirmen: Adnan Aslan

Çevirmen: Kutlukhan Şakirov

Avatar

Leave a reply