Timur’un Günlüğü – 15. Kengeş

0
234

TURAN TOPRAKLARINI DÜŞMAN KALINTILARINDAN ARINDIRMAK İÇİN YAPTIĞIM ON BEŞİNCİ KENGEŞ

Ceta leşkerlerini, Ilyas Hoca’yı Mâverâünnehr’den çıkararak Hocend nehrinden geçirmiş olsam da, yine onların kalıntılarının bulunduğu birkaç kale vardı. Bunlar üzerine asker gönderip kuşatmayı düşünmüş olsam da işin uzamaması için şöyle bir tedbir kullandım: İlyas Hoca’mn dilinden kaleye hitâben bir ferman yazıp, savaşsız teslim etmelerini buyurdum. Onu kaledekilerin kendilerin-den olan bir kişi vasıtasıyla kaleye soktum. Aynı zamanda bir bölük askere kaleden gözükecek yerde toz duman yapmalarını emrettim. Bu arada İlyas Hoca’nın dilinden ferman onlara yetişmişti. Üstelik uzaktan toz kopararak gelmekte olan kalabalık askere gözleri düştü. Böylece onları vehim sarıp hepsi bir gecede kaleyi boşaltarak kaçıp gitti.

Beni öldürmeye kasteden bu zâlimlerin ayak izlerinden Turan toprağı temizlendi; Mâverâünnehr toprakları tümüyle bana bağlandı. Akrabalık hakkı hürmeti için Belli, Hisar-ı Şadman vilâyetlerini Emir Hüseyin’e bırakmıştım. Fakat o, benim yaptığım bu iyiliği değerlendiremedi. Beni yok etmek için her türlü hileyi denedi. Ve ben de Emir Hüseyin’in yok edilmesi gerektiği kararına vardım. Bana olan fetih ve nusreti kıskanarak hased damarları hareketlenip kötü niyetle benim kastıma düştü. Onun kız kardeşiyle evli olduğumdan aramızda bu kadar yakınlık varken, o ikimizi de rencide ediyordu.(1366’da Emîr Hüseyin, Semerkand’da Emir Timur çevresinden birkaç beğleri asilikle suçlayıp onlara yüklü para cezası kesmiş; Emîr Timur, tüm altın ve mücevherlerini, hatta eşi Olcay Türkan Ağa’nın kıymetli takılarını vererek cezayı ödemiştir) Mâverâünnehr ülkesini benden almaya, beni öldürüp taht sahibi olmaya bel bağlamıştı. Aramızda türlü savaşlar olmuş, her defasında yenilmiş olmasına rağmen yine akıllanmamıştı. Onun insafsızlığı haddini aşıp, bazen beıü de yeneyazdtğı zamanları olmuştu. Kendisinin terbiyesizliği, sözünün kabalığından dolayı emirleri ondan yüz çevirdiler. Bunun sebebi ise, Hatlan valisi Emir Keyhüsrev’in küçük kardeşini sebepsiz yere öldürmesiydi.(Olay 1360’da olmuştur. Eserin 1783 Oxford neşrinde, öldürülenin adı Hemuçi; Nizâmüddîn Şâmî’ye göre ve 1996 Taşkent neşrinde Keykubad olarak geçiyor.) Ağabeyi Keyhüsrev ona düşman oldu.

Böyle olsa bile, emirlerinin ona adâvet beslediklerinden habersiz, yine benim kastıma düşerek üzerime askerle gelmeyi istiyordu.

Ben bunu anladıkça, ondan daha hızlı hazır askerimle Belli istikametine yöneldim. Bunu duyan emirler her yerden gelerek banayolda katıldılar. Birkaç gün yürüyüp Belh’e yetişegeldik. Emîr Hüseyin ise karşıma çıkarak beni engellemek istemişti ki hiçbir iş yapamadı. Sonunda kaçarak kaleye girdi. Sonra başına ne geldiyse kendi yaptıklarından geldi, göreceğini gördü.

Sahibkıran Emir Timur , Muhammed Tarağay Bahadıroğlu

Çevirmen: Adnan Aslan

Çevirmen: Kutlukhan Şakirov

Avatar

Leave a reply