Mevlevilik ve Müzik

0
300

“İki telli, üç telli sazlarla her gün canınızı besleyin gitsin.”

Mevlana , Divan-ı Kebir

Müziğin kaynağını gök cisimlerinin dönüşlerinde çıkardığı sesler olarak kabul eden Mevlana Celaleddin-i Rumi 1273 yılında ölmüştür. Oğlu Sultan Veled, bir Türk mutasavvıfı olan babası Hz.Mevlana’nın adına kurduğu tarikatın ismini “Mevlevilik” koymuştur. Mevlevilik Tarikatı “Mevlana’nın Yolu” demektir.

Külliye biçiminde planlanan mevlevihaneler genellikle genişçe bir bahçe içerisinde kurulur. Bu kutsal mekanlar, semahane, meydan, türbe, çilehane, hücreler, mutrib-hane, selamlık, meşkhane, harem dairesi, mutfak, kiler, küçük odalar ve dervişlere ayrılan özel bölümlerden ibarettir. Mevleviliğe adım atmak isteyen kişi, bu çileli yolda derviş olabilmek için 1001 çile dolu gün geçirir, sonra da dedelerin kararı ile derviş olur.

Mevlevihaneler evrensel dostluğu, kardeşliği , ahlakı ve güzel huyu halka aşılamak için büyük gayret gösterilen yerlerdir. Yüzyıllar boyunca musiki ile bilimi bir arada kaynaştıran Mevlevihanelerin Türk Kültürü’ne büyük etkileri olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan kişiler, güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir. Mevlevihaneler Osmanlı Devleti döneminde yüzyıllar boyunca hem ilmin hem de güzel sanatlar eğitiminin verildiği merkezler olmuş, bu sebeple de bir müzik okulu olarak da adlandırmıştır. Mevlevilik Tarikatı’nın müziğe ve musikişinaslara verdiği değer dolayısıyla buralarda bir çok değerli sanatçı yetişmiş ve Türk müziği tarihine geçmiştir. “İsmail Dede Efendi” (Dede Efendi), “Itri”, “Zekai Dede”, “Ali Nutki Dede” önemli Mevlevi müzisyenlerine örnek verilebilir. Mevlevilikte musikinin önemini anlamak için Mevlevi mukabelesinin icrasına bakmak kafidir. Zira sema ve musiki, mukabelenin en önemli unsurları arasında yer almaktadır.

MevleviMüzik

Mevlevihanelerde, Mevleviliğin adap ve erkanının yanı sıra müzik eğitimi de verilmiştir. Meşk sisteminin benimsendiği öğretim metodu hoca merkezliydi ve tekrara dayalı bir süreç izlemekteydi. İcraya dayalı bu eğitim sisteminin yanı sıra öğrenciye teorik bilgiler de verilmekteydi. Bu sayede her öğrenci kendi hocasının tavrını kazanmakta ve böylece Mevlevi Tarikatı’na özgü icra tavrının devamlılığı sağlanmakta idi. Müzik eğitimi Mevlevihanelerin hücre adı verilen sınıflarında ve mukabelelerin yapıldığı semahanelerde veriliyordu. Klasik eğitim ve terbiye metodlarının hemen hepsinin uygulandığı Mevlevihanelerde eğitim programı öğrencilerin ve hocanın, alaka ve becerilerine göre belirlenmekteydi. Başlangıçta kudüm, rebap, neyden oluşan müzik topluluğuna XVII. yy’dan itibaren ud, keman, kanun, santur, tanbur, kemençe, girift ve zamanla piyano ve viyolonsel de katılmıştır. Osmanlı döneminde en önemli bestekar ve müzik adamlarının çoğu Mevlevihanelerde yetişmişlerdir. Mevlana öğretisinde güzel ses dinlemek aşıkların gıdasıdır. Bu seste, buluşma, kavuşma hayali vardır. Musiki, karakterimize, huyumuza göre bize tesir etmektedir.

Mevlana için ney, dosttur, sevgilidir, sırdaştır, panzehirdir.

KAYNAKÇA

-Aksoy , B. (1985) Tanzimattan Cumhuriyete Musiki ,Tanzimattan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi (s.1205-1235)

-Toker Hikmet ve Özden Erhan Rast Müzikoloji Dergisi cilt 1 sayı 2

-(Akdeniz.i.2003) Türk Musikisi’nde Enderun’un Yeri ve Önemi Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi (s.63-67)

-Mevlana , Divan-ı Kebir VII, 154 b 1940

-Önder M. , Mevlana Hayatı ve Eserleri

-Uluslararası Düşünce ve Sanatta Mevlana Sempozyum Bildirileri

-25-28 Mayıs 2006 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Leave a reply