GÖÇEBE İSKİTLERİN GÜNLÜK HAYATI

0
194

Arkeolojik materyaller ile yazılı kaynaklardaki sınırlı bilgiler, İskit kavimlerinin yaşam tarzlarını sınırlı da olsa ortaya koymamızı sağlamaktadır. Başlangıçta İskitlerin temel barınakları, seyyah arabalardı. Pseudo­ Hipokrat konuyla ilgili şunları yazmıştır: “Onların evleri yoktur, arabalarda yaşamaktadırlar. Bu arabalar her tarafından örtülü olup ev tarzında yapılmıştır. Bazıları iki, bazıları ise üç odalı olup ne su ne ışık ne de rüzgâr geçirirler.” Bu arabalara yalnızca öküzler koşulurdu.

Atlar ise çok değerli olup ancak binek hayvanı olarak kullanılıyordu. İskit coğrafyasının Avrupa kısmında kalan kavimler yerleşik hayata geçmiş ve müstahkem yerleşim yerlerinde yaşamaya başlamışlardır. Bugskiy Limanı yakınlarındaki yerleşim yeri ile Nemirovskoe, Kamenskoe, Belskoe eski kentleri en fazla bilinen yer­leşim yerleridir. Nüfusun büyük bir kısmı ağaç veya yanmamış kerpiçten yapılan evlerle toprak damlarda yaşıyordu. Yerlerle soba kilden, tavan saman ya da kabuktan yapılıyordu.

İskitler günlük hayatlarında büyük bronz kazanlar kullanıyorlardı. Bunlar yuvarlak ya da oval şeklinde olup yüksek ayaklarda duruyor, üst kısımlarında kolla­rı oluyordu. İskitler bu kazanları özellikle kurban kes­tikleri hayvanların etini pişirmek için kullanıyorlardı.

Herodot’a göre İskitler kurban kestikleri hayvanın derisini yüzdükten sonra et ile kemiklerini ayırıyor ve daha sonra yerli kazanlarda pişiriyorlardı. İskitlerin günlük kıyafetleri çok sadeydi. Kıyafetleri, yakasız kruvaze mont, dar pantolon, sivri uçlu ayakka­bılardan oluşuyordu. İskitler bunları barış zamanında da savaş zamanında da giyiyorlardı. İskitlerin başlıkları ise sivri uçlu ve yumuşak olmak üzere iki tip oluyordu.

Başlıkları her iki cinsten de soylu kimseler takıyordu. Yunanlıların İskit soylularını “başlıklılar” olarak adlan­dırması da bu husus ile açıklanmaktadır. Herodot, “Sivri Şapkalı Sakalar”ı da zikretmektedir. Sıradan halk ise kafalarına deri sargı bağlıyordu. İskitlerin ritüel baş­lıkları ise çok çeşitli olup birbirinden yalnızca şekil iti­barıyla değil süslerdeki ayrıntılarla da ayırtediliyordu.

Kadın ritüel başlıkları arasında ise altın bezekli şapka­larla taçlar dikkat çekiyordu. İskitlerin tören yaptıkları kutsal mekânları vardı. Issık Göl kıyısı ile Altay’daki Çu (Çuy) Nehri Vadisi’nde bu tür kutsal yerlerin izlerine rastlanmaktadır. Herodot ise Avrupa’daki İskitlere ait açık hava­daki Savaş Tanrısı ile ilgili kutsal yer­lerden bahsetmektedir: “… Düz dört köşeli bir alanda demir bir kılıç yer almaktadır. Bu kılıca her sene küçük­baş hayvanla atlar kurban edilmek­tedir…”

Genel olarak yazılı kaynakların bil­gileri ile arkeolojik materyaller, farklı akraba halkların yaşadığı bir dünyayı önümüze sermektedir. Şüphesiz onlar, akraba Hint­ İran dil­lerini konuşuyorlardı. Antik tarihçi­ler de onların akrabalığından bah­setmektedirler. Ancak onların kökeni, bazı kabile ve halklarının kaderi de dâhil olmak üzere tarihlerinin bir­ çok meselesi hâlâ tamamen çözülmüş değildir.

TARTARICA ATLAS, TATARLAR VE AVRASYA HALKLARININ TARİHİ TATARİSTAN CUMHURİYETİ DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Tataristan Cumhuriyeti Ş. Mercanî Tarih Enstitüsü, Tataristan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Kazan- Moskova – St. Petersburg – İstanbul, 2017 S. 56

Avatar

Leave a reply