EDİRNE DARÜŞŞİFASI’NDA “MÜZİKLE TEDAVİ”

1
515

Osmanlı padişahlarından Sultan II. Bayezid tarafından 1484 yılında Edirne’nin
Tunca Nehri kenarına yaptırılan imaretin bir bölümünü darüşşifa oluşturmaktadır. Tunca nehrinin kenarında 23-Mayıs–1848 Cuma günü temelleri atılan bu külliye, cami, hastane, medrese, imaret, tabılhane, hamam ve değirmen gibi bölümlerden oluşmaktadır. Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in Edirne’de 1848’de saray mimarı Hayrettin’e inşa ettirdiği bu hastane, akustiği ve merkezi planlaması ile müzik tedavisi düşünülerek inşa edilmiştir.
Müzikle tedavi aslında Osmanlı Türk ruh hekimlerinin bir buluşu değildi. Fakat
bilimsel çalışmaları ile ruh hekimliği alanında da, çağdaşlarına göre yüksek düzeye ulaşmış Osmanlı Türk ruh hekimleri, hastaların müzikle tedavisi konusunda bir hayli ileri gitmişlerdi. Edirne Darüşşifası bilinen ilk hastane olması bakımından, Rönesans devrinde ve hastane tarihinde bir eşi daha olmayan Türk psikiyatrisi ve medeniyetinin eşsiz bir abidesidir.

Evliya Çelebi’ye göre; müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda
yeterli bilgi ve deneyime sahip darrüşşifanın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli makamlar dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor, darüşşifanın müzik ekibine haftanın belirli günlerinde konserler düzenlettiriyordu. Evliya Çelebi, zihni açma ve hafızayı güçlendirmede İsfehan, aşırı hareketli, heyecanlı hastaları sakinleştirme de Rehavi, sıkıntılı, karamsar, durgun ve neşesiz hastaları da iyileştirmede Kuçi makamının iyi geldiğini seyahatnamesinde belirtmiştir. Evliya Çelebi darüşşifa ile ilgili yorumlarında söyle demiştir: “Merhum Bayezit hazretleri külliyesinde hastalara deva, dertlilere şifa olmak üzere on adet hanende (şarkı okuyan) ve sazende (saz çalan) genç erkek tayin etmiş ki, üçü hanende, biri neyzen, biri kemancı, biri musikarcı, biri anturcu, biri çengi, biri çeng santurcu, biri udcu olup haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı ederler. Doğrusu musiki ilminde neve, rast, dügah, segah, çargah, suzinak makamları onlara mahsustur. Bütün saz ve makamlarda ruha gıda vardır.” Kuruluş yıllarında her türlü hastanın bakıldığı Edirne Darüşşifası, daha sonraki yıllarda sadece akıl ve ruh hastalarının tedavi edildiği bir merkez durumuna gelmiştir. Darüşşifa’da hastaların müzikle tedavinin dışında su sesi ve güzel kokular da tedavide
etkin şekilde kullanılmıştır.

Kaynak:

MÜZİKLE TEDAVİ, Özge GENÇEL
Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü,
Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı, Balıkesir.

Avatar

1 comment

Leave a reply