DEMİR-KAPI

fars. DAR-İ AHANIN veya DARBAND-İ AHANİN, arap. BAB AL-HADID ve Eski Türkçe’de Temir-Kapıg olup, İslam aleminde çok defa mühim boğaz veya geçitlere delalet eden bir isimdir.

Bu adı taşıyan geçitler arasında en maruf olanı Baysun-tag silsilesindeki geçit olup, boyu, 3 km. olduğu halde, genişliği ancak 10-18 m. Kadardır; Semerkand ve Buhara’dan Belh’e giden ana yol buradan geçer. Bu geçidi ilk defa olarak, farsça ismi ile zikreden Ya’kubı (nşr. De Goeje, s. 290, 5) olmuştur; fakat Ya’kubı’nin burada bu isimde bir şehir bulunduğu hakkındaki ifadesini başka hiçbir kaynak veya kitap te’yit etmemektedir. Temir-Kapıg adı, her halde, islamiyetten evvelki bir devre ait olup, bunu meşhur çinli seyah Hüan-tsang bile biliyordu (Memoires sur les contrees occidentales, trc. Stan. Julien, I, 23). Bu geçidin şarkında, arapların Toharistan (çin. Tu-ho-lo) namı ile andıkları ve Amu-Derya’nın mecrası üzerinde bulunan dağlık mıntaka başlıyordu ki, burada, Semerkand ve Buhara havalisinin aksine olarak, budizmin hakimiyeti VII. (XII.) asra kadar devam etmiştir. Bundan sonraları da, Demir-Kapı daima, asıl Maveraünnehr ile Amu-Derya’nın her iki sahilinde kain ve Belh’a tab memleketler arasında tabiı bir hudut sayılmıştır. Demir-Kapı’dan başka Baysun-Tag’ı aşan diğer bir yol daha mevcut olduğu VII. (XIII.) asırda dahi biliniyordu. Bu yollardan biri, oradan 1223 son baharında geçmiş olan çinlı Çang-Ç’un tarafından tarif edilmektedir (E. Brtschneider, Mediaeval Resevarches…, I, 91); fakat bu keyfiyet geçidin sevkülceyşı değeri veya ticarı ehemmiyeti üzerinde bir te’sir icra etmişe benzemiyor. Bu mıntakalarda vuku bulmuş olan muharebelerin tasvirinde hemen daima Demir-Kapı’dan bahsolunmaktadır. IV. (X.) asırda, Çaganiyan [b. Bk.] hükümdarının burada bir kalesi vardı ki, bu kale, Samanılerden nuh b. Naşr (krş. Gardizi, bk. turkestan…, I, 9)’ın ordusu tarafından, 337 (948) senesinde tamamen tahrip edilmiştir. Hindistan’ın mallarını Belh yolu ile Semerkand ve Buhara’ya ve diğer taraftan da Kaş (arap. Kiss, bugünkü adı ile şehr-i Sebz) ile Semerkand’a doğru ikiye ayrılıyordu; Clavijo (nşr. Sreznewski, s. 231)’nun te’yit ettiği gibi 1404’te burada hala bir gümrük binası vardı ki, Timür bundan külliyatlı mıkdarda varidat te’min ederdi. Mevcut malumata nazaran, 1875’e kadar, Clavijo, Demir-Kapı’dan geçen yegane avrupalıdır. Geçit gerek Şaraf al-Din Yazdi (Zafarnama, tab. Hind, I, 49 v.b.), gerek babur (Babur-name nşr. Beveridge, s. 124) tarafından moğulca Kahlaga (arap. Harfle. Böyle yazılmış, Bugün de Mogulistan’da Kalga veyahut Halga diye telaffuz edilir ki, Kalgan şehrinin adı da bundan gelir) adı ile anılır (kelime, le Strange, The Lands of the Eastern caliphate, s. 441’de zannedildiği gibi, türkçe değildir). Buzgala-Hana (“dağ keçilerinin meskeni”) ismi, ilk rus kaşifleri tarafından kaydedilmiş olup (1875), Muhammed Vafa karminagi (Tuhlaf al-hani, yazma Asiat. Mus c. 581b, f. 184b, 1171=1757 senesinde Muhammed Rahim Han tarafından yapılan bir seferin naklinde) tarafından zikredilmektedir.

(İ.A. Demir-Kapı Maddesi, Aurel Decei, Cilt. 3, s. 522. sayfasından alınmıştır)

Avatar

Leave a reply