“Daha önceki Shang sülalesi (Çin’in birinci sülalesi) dönemindeki kültürde, Çin medeniyetinin tipik unsurları sayılan bazı şeyler henüz eksikdi. Her şeyden evvel, aile sis­temi daha sonraki Çin medeniyetinin özelliğini oluşturacak olan Baba egemenliği rejimine kavuşmamış­tı. Çinlilerin dini de, bazı zıt tesirlerin izini taşımak­la beraber, her şeyden evvel bir tarım ve bereket dini idi. Feodal sistem ise, gelişmesinin henüz başlangıcında idi. Bütün bu eksikler Chou sülalesi zamanında tamamlandı… Chou’lar, daha Shang sülalesi zamanında, Batıda Shensi bölgesinin orta kısmında, küçük bir devlet kurmuşlardı…

M.Ö. XI. yüzyılın başında, başka kavimlerin, belki de Türk kavimlerinin baskısı ile, Chou’lar Doğu Shensi’ye itilmiş olsalar gerektir. Hem anlaşılıyor ki, Chou sülalesi, başından beri bir TÜRK SÜLALESI idi. M.Ö. 1050 yılında Chou’ların “Savaşçı kral” lakabını ta­şıyan Wu-wang (?) adlı başbuğları Doğuya yönel­miş ve Orta Honan’a kadar ilerlemiştir. Shang hükümdarını yakalamış ve onu öldürmüştür. Böylece Chou sülalesi kurulmuştur. Biz Çin’in gerçek tari­hinin bundan sonra başladığını kabul etmekteyiz.

Fatihler Çin’in aile hayatına kendi toplumlarında uygulanan Baba egemenliği rejimini ve Gök tanrı dinini getirmişlerdir… Bu din TÜRK KABİLELERININ DİNİ ile pek yakın akraba idi ve menşei onlara dayanmakta idi… Chou’lar insan kurban etme adetini resmen kaldırmışlardır… Bu sülale zamanında, Çin’de, çöl kavimlerine mahsus, tepe şeklinde mezarlarlar yapılmıştır.”1

TÜRKLERİN TARİHİ, ADİLE AYDA, ANKARA 1987

  1. Wolfram Eberhard, “Geschichte Chinas” Von den Anfaengen bis zur Gegenwart) , Alfred Kröner Verlag, Stuttgart 1971, s, 28, 31, 32, 34.

Leave a reply