BUNLAR HÜRRİYET UĞRUNA ÖLMEYE KARAR VERENLERİN KUVVETİNİ ANLAYAMAZLAR

0
1022

ÜMİT DOĞAN

Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra 3 Kasım 1918’de İstanbul’a döndü. Samsun’a gidinceye kadar 6 ay İstanbul’da kalan Mustafa Kemal, çeşitli temaslarda bulundu.

Mustafa Kemal, kendi deyimiyle “kendisini İstanbul’dan uzaklaştırmak ve Anadolu dağlarında çürütmek” isteyenlerce 9. Ordu Müfettişliği ile görevlendirildi. Ancak Mustafa Kemal, müfettişliği kabul ederken görevinin geniş yetkilerle donatılmasını sağladı. Öyle ki Ankara’nın doğusunda kalan her yerden sorumlu hükümet yetkilisi konumundaydı.

Mustafa Kemal, 14 Mayıs’ta Damat Ferit Paşa’nın Nişantaşı’ndaki evindeki akşam yemeğinde yeni görevi konusunda görüşmelerde bulundu.

Mustafa Kemal, Sadrazam’ın yanından ayrıldıktan sonra, Cevat (Çobanlı) Paşa ile arasında şu konuşma geçti:

“- Bir şey mi yapacaksın Kemal?”

  • Evet Paşam, bir şey yapacağım.
  • Allah muvaffak etsin.
  • Mutlaka muvaffak olacağız.”

İzmir’in işgal edildiği 15 Mayıs günü ise Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanlığı’nda Cevat (Çobanlı) ve Fevzi (Çakmak) paşalara, sonra da Babıali’de bazı hükümet üyelerine veda etti. Aynı gün Yıldız Sarayı’nda Padişah Vahdettin tarafından kabul edilen Mustafa Kemal, daha sonra Bandırma Vapuru’nun kaptanı İsmail Hakkı (Durusu) Bey’i, Şişli’deki evine çağırarak yolculukla ilgili bilgi aldı.

16 Mayıs’ta Mustafa Kemal’i taşıyan Bandırma Vapuru’nda Kız Kulesi açıklarında iken İtilaf Devletleri denetim görevlilerince, silah ve kaçak malzeme araması yapıldı. Arama sürerken, “kaptan yerinde” bulunan Mustafa Kemal’in kararlılığını göstermek amacıyla hareket hazırlıklarını çabuklaştırmasını söylediği yirmi yedi yıllık ihtiyar kaptan, demir aldırmaya başladı.

Subayların gemiyi terk etmelerinin ardından Karadeniz’e yönelen Bandırma’nın güvertesinde Mustafa Kemal Paşa, yanındakilere şunları söyleyecekti:

“Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah, ne cephane götürüyoruz. Biz ideali ve imanı götürüyoruz.”

Ümit Doğan

Leave a reply