“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”, Atamızın Öğütlerini Anlamak, Yeniden Yorumlamak.

0
600

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, onun Milli Mücadele’yi her boyutu ile bizlere aktardığı ve tüm icraatlarını ayrıntılı bir şekilde açıkladığı; kıymetli bir eser olan “Nutuk”un son paragrafı, sonuç bölümüdür. Hitabe Türk gencine sorumluluklarını hatırlatan, sık sık okunması gereken kıymetli bir metindir.

İstiklalimizin ve Cumhuriyetimizin savunulması gerekeceğini o günlerden gören Atatürk, bizlere sonsuza dek sürecek “Cumhuriyet Bekçiliği” görevini vermiştir. Atatürk, kahraman subay ve Mehmetçiklerimizin kanları ve canları ile kurtardıkları vatanımızda çok büyük mücadeleler ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin biyografisi olarak nitelendirilebilecek “Nutuk” adlı eserini şu cümle ile bitiriyor.

“Bu neticeyi (sonucu), Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Atamız, gelecekte ülke içinde ve dışında özgürlüğümüze, değerlerimize, “Türk” ruhundaki asalet hazinesine düşmanlar olacağını gerçek “Dünya Lideri” vizyonu ile öngörmüştür. Atatürk, o dönemde, tüm Türk ülkesi kahramanlarının yaptığı gibi, ne kadar büyük güçlük ve sıkıntı olursa olsun düşünmeden mücadele etmemizi öğütlemiştir.

İstiklal ve Cumhuriyetimize kasteden düşmanlar, görünüşte ‘büyük bir zafer’ kazanmış olabilirler. Vatanımızın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün tersane ve limanları satılmış, ordumuz susturulmuş olabilir. Gaflet, dalalet, hıyanet kavramlarının manasını varlıkları ile bizlere ispat edenler ülkenin her bir köşesini işgal etmiş olabilir. Hatta bu kişiler şahsi menfaatleri için mevki ve makamlarını kullanıp, Türk Milleti’nin hakkını “har vurup harman savuruyor” olabilirler.

Atamızın söylemi ile:

“Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”

Büyük Türk Milliyetçisi Atatürk ve onun fikir dünyasının mimarlarından Ziya Gökalp biz Türk Gençliği’ne bu belalardan kurtulmanın yolunu işaret ediyorlar, “Türk Kültürü”.

Atamız büyük sıkıntılar içinde başladığı Milli Mücadele yolunda muhtaç olduğu kudreti nereden bulduğunu bizlere anlatıyor.

“Ben 1919 Mayısında Samsun’a çıktığım gün, elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte bu millî kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”

Atatürk bizlere kurtuluşun ve ilerlemenin yolunun “Türk Milliyetçiliği” olduğunu bir çok sözünde açık seçik ifade ediyor.

“Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz; Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”

Bilge atamız Ziya Gökalp’e göre, Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurmakla, “Türk milliyetçiliğine resmiyet kazandırıp onu fiilen tatbiketmiştir.”

Son paragraf için “Bozkurt Atatürk” üzerine söz söylemek haddim değil.

“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Avatar

Leave a reply