Atatürk’ün Türk dili üzerindeki görüşleri bugün hala tartışılmaktadır. Oysa Atatürk dili kültürün bütünleyicisi olarak gördüğü, dil üzerinde kendisine kadar geçmiş tüm birikimlere sahip olduğu onun Türk dili üzerine konuşmalarında, söylevlerinde ve başlattığı bilimsel çalışmalarda hatta kurduğu kurumlarla ortadadır. Atatürk, dilde muhafazakârlık ve tasfiyecilikten uzak bilimsel ve dengeli bir yaklaşımı önermektedir.

“Dil” bir ulusun ayakta kalabilmesi, yüksek kültürler üretebilmesi ve daha önemlisi başka kültürlerin etkisi altında kalmadan yüzyıllar boyu varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir temel taşıdır. Nietzsche, bu konuda şunları söylemektedir: “Dil, atalardan bize kalan bir miras, bir emanettir. Kuşaktan kuşağa devredilen bu emanete karşı, paha biçilmez, kutsal ve dokunulmaz şeylere karşı duyulan saygı gösterilmelidir.” Ünlü düşünür ve dilbilimci Herder ise, “Bir ulusun ruhu dilinde kendini açığa vurur” diyor. Eğer dil bir ulusun ruhu ise, Atatürk ulusumuzun sadece madde alanında değil, mana planında da kurtarıcısı olmuştur. Bu nedenle, Atatürk’ün devrimlerine gösterilecek özen yanında dilimizi de aynı titizlikle korumak ve kollamak bizim için en kutsal görevdir. Bu görevi yerine getirmek de başta öğretmenler olmak üzere Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençlere düşmektedir. Bu görev yerine getirilirken dilde yersiz korumacılık veya yersiz yenişmecilik adına aşırılıktan kaçınarak dengeli, bilimsel yollarla dilimize sahip çıkılmalıdır.

Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/9 Summer 2013, p. 95-103, ANKARA-TURKEY

Rahim TARIM

Prof. Dr. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,

Avatar

Leave a reply

Daha Fazla Oku