AMAZON

Enver BEHNAN ŞAPOLYO

Amazonları Ulu Hatunu Baylan karşısındaki silahlı kadınlara;

  • Yarın Gök Tanrı’ya ibadet edildikten sonra kızlarınızı mabedin önüne getiriniz ve memelerini dağlayınız !

Dedi. Cenkçi kadınlar bir ağızdan:

  • Baş üstüne !

Diylerek evlerine dağıldılar. Anadolu’nun bütün Kuzey iğnesi olan Amazon Türkleri ülkesinde erkek yoktu. Başbuğları ve ordu hep kadındı. Bu süvari kadınlar dört bucak insanlarına korku saçmışlardı. Bunlarla başa çıkacak bir erkek ordu yoktu. Diğer uluslar bunlardan pek korkarlardı. Amazonlar efsaneleşmişlerdi.

Amazonlar Anadolu’ya İtil boylarından gelmişlerdi. Bu cenkçi kadınlar iyi ok atmak için küçük yaşta sağ memelerini kızgın bir demirle dağlarlardı. Yarın da küçük kızların memeleri dağlanacaktı.

Tanyeri ağarırken kadın cenkçiler, kızlarının ellerinden tutmuşlar akın akın Gök Tanrı’ya tapmak için mabede doğru akıyordu. Sessizce mabette toplandılar. Sonra mabedin önüne toplandılar. Derenin kenarında yaşlı kadınlar ocak yakmışlar, ocağın içine demir şişeler koymuşlardı. Şişeler nar gibi kızarmıştı. Analar bu ocaklara dağıldılar. Ellerindeki adakları yaşlı kadınlara verdiler. Yüksek bir kayanın üstüne bir rahibe çıkarak dua etti. Analar çocuklarını sıkı sıkı tuttular. İhtiyar kadınlar mini mini yavruların bir kırmızı ben gibi goncalanmış memelerine kızgın şişleri yapıştırdılar. Bu taze vücutları dağladılar.

Artık bu yavruların sağ memeleri dağlanmış, bütün ömürlerince tek meme ile annelik etmeğe mahkum edilmişlerdi. Sağ meme yurda kurban verilmiş, sol meme de çocuklarına bir armağan olarak bırakılmıştı. Bu çocukların anneleri de tek memeli idi. Bu onların töresi idi.

Amazon başbuğu Baylan mermer sarayının geniş odasında ipekli halılar serilmiş olan bir sedirinde oturuyordu. Karşısında kumandan Aksun Hatun vardı. Baylan:

  • Aksun bu yıl yüce Kafkas dağlarını aşamadık.

Aksun gülümseyerek:

  • Ne o başbuğum. Yine erkekleri mi hatırladınız?

Baylan Hatun yattığı sedirden doğrularak:

  • Onları sevdiğimden değil, erkek çocuklarını onlara teslim etmek için.

  • Erkek çocukları teslim, yeni çocuklara hazırlık…

(E. Behnan Şapolyo, Ülkü Halkevleri Dergisi, Şubat 1935, Amazon, Sayı: 24, Cilt: IV, s. 459)

Baylan Hatun bir kahkaha attı:

  • Aksun yenisi aklıma bile gelmez. Alnımda yazılı ise bozulsun..

  • Niçin ?.

  • Eğer erkekler çocuk için hatırlanmak lazım gelirse, bu pek çirkin bir zevk olur…

  • Tabii kanunlar böyle emretmiş.

Bu söz üzerine Baylan yerinden sıçradı.

  • Bir Amazon’un ağzından bunu işitmek istemezdim.

  • Neden Başbuğ ?.

  • Kadınlara, erkeklerin lüzumundan bahsediyorsun. Eğer kadınlara erkeklerin lüzumu olsaydı Amazon Devleti tarihe gelmezdi. Erkekli insan kümelerinden bizim ne farkımız var ? Neyimiz eksik, hangi işte yavan kaldık? Ferdi zevkler için ne göz yaşı döken, ne de koca diye inleyen var. Asil ruhlu kadınlardan müteşekkil koskoca bir kadın devleti. Cihana bu düzeni veren hep erkekler midir? Bütün Acun insanları anlasınlar kadınlar da erkekler kadar yumuşlarını biliyorlar. Erkeksiz olabiliyorlar. Kadın ne bir esir ve ne de erkeklerin oyuncağı değildir. Onların yüce ruhlarıdır ki erkeklere boyun eğdirir, yoksa acizlerinden değil. Bunu ispat için Amazon devleti kurulmuştur. Bu kudreti de Türk kadını göstermiştir.

Bu sırada kapıda miğferli bir kadın muhafız göründü:

Baylan kapıya döndü:

  • Ne var ?

  • Tarhan Hatunlar geldi.

  • Buyursunlar ! Aksun anladın mı ?

  • Evet haklısınız. Suçumu bağışlayın !

  • Haydi git, bir daha erkeklere kadınların ihtiyacı var deme.

Aksun boyun kesti ve hafif bir sesle:

  • Ben aldandım, siz aldanmayınız!.

  • Aldanmayacağım ve bir erkek sevmeden kara toprağa gömüleceğim.

Bu sırada üç kadın Tarhan içeri girdi. Selam vererek durdular, Aksun dışarı çıktı. Baylan, misafirlere yer gösterdi ve sonra:

  • Bu kadın beni her zaman kızdırır.

  • Neden Başbuğ ?

  • Bu yıl Kafkasları aşmalı dedim. Bana erkeklerin lüzumundan bahsetti. Tahranlar hayretle birbirlerine baktılar. Biri:

  • Bir Amazonun aklında erkek yaşar mı?

  • Her ne ise bu bahsi tekrar tazelemeyelim. Bu ayın sonunda hazırlanınız. Bütün erkek çocukları babalarına götüreceğiz!.

  • Buyruğunuz başımız üstüne…

(E. Behnan Şapolyo, Ülkü Halkevleri Dergisi, Şubat 1935, Amazon, Sayı: 24, Cilt: IV, s. 460)

Diyerek dışarı çıktılar. Amazonlar her yılın muayyen gününde büyük ordular halinde Kafkasların ötesindeki İskit diyarına akın ederler, oradaki erkeklerle temasa gelerek dönerlerdi. İskit erkeklerinden gebe kalanlar çocuklarını doğururlar, kız olanları Amazon ülkesinde bırakırlar, erkek çocuklarını da gene büyük ordularla Kafkas diyarına giderek babalarına bırakırlardı. İşte bu yıl yine erkek çocukları götürmeğe hazırlanılıyordu.

Bir ilkbahar sabahıydı, solgun hayat tazelenmişti. Dereler köpürerek akıyor, dağlar, ovalar zümrüdlenmiş, her taraf güzel her mahluk şendi. Böyle bir ilkbahar günü Türk Amazonlar ordusu Thermyscyre’den hareket etti. Amazonlar kucaklarında oğlan çocuklarıyla yürüyüşe çıktılar. Günlerce at sırtında gittiler. Aras nehri boyundan Kafkas dağları eteklerine oradan da daryol geçidini geçerek Kazbek dağlarını aştılar. Terek nehri civarında çadırlar kurdular.

Amazonların, Hazar boylarında ordu kurduklarını haber alan İskit denilen Saka Türkleri atlarına atlayarak İtil ve Torik yarım adasından akın akın gelmeğe başladılar.

Yiğit delikanlılardan toplu olan bu ordunun başında Aktan adlı bir başkanı vardı.

Bu şahin bakışlı, geniş omuzlu, iri vücudlu delikanlı İskitlere başkan seçilmişti. En önde Aktan olduğu halde ordular ovada amazonları karşıladı. Amazonlar iki sıra atlar üzerinde erkek çocuklarını elleri üzerinde tutarak İskitlere karşı durdular. Çocukların babaları daha önce kadınları tanıdıklarından çocuklarını alıyorlardı.

İskitler Amazonlarla bir gece kalıyorlar, burada susuz şarab içiyorlar, akşamdan sabaha kadar zevk ediyorlardı.

Amazon kraliçesi Baylan bugün pek şendi. Mütemadiyen İskit cumhurbaşkanı Aktan ile alakadar oluyor, genç ve güzel olan bu kadına Aktan da fazla iltifat ediyordu. Bir Amazonun bir erkekle bu kadar alakadar olması Amazonların gözünden kaçmıyordu.

Erkeklerden nefret ettiğini her zaman Amazonlara söyleyen Baylan şimdi bir delikanlıya gönlünü bağlamıştı.

Aktan esasen Baylanın güzelliğini geçen seneler takdir etmiş içine bir ateş düşmüştü. Fakat bir Amazonla evlenmek onunla hayat arkadaşı olmak pek tehlikeli idi. Bunu bildiği için sevgisini açığa vuramıyordu.

Aktan, Baylan’ın çadırına girdi: Baylan heyecanından titriyor bir şey söyleyemiyordu, Aktan:

  • Baylan niçin bu yıl bu kadar durgunsun ! Söyle sende bir şey var !

Baylan sustu. Aktan:

  • Söyle sende bir şey var !

  • Ne var?

  • Gözlerinden anlıyorum. Beni seviyorsun.

  • Bir amazon erkek sever mi ?

  • Amazon erkek sevmez, fakat erkek onu severse…

  • Amazon onu reddeder.

Aktan ayağa kalktı, iri gözlerini Baylana dikti.

  • İki seneden beri kalbimde yaşattığım kadın beni sevmeyecek. Ne talihsizim, bir Amazona gönül vermek ne acı imiş.

Ve sonra içini çekerek:

  • Gün uğur…

(E. Behnan Şapolyo, Ülkü Halkevleri Dergisi, Şubat 1935, Amazon, Sayı: 24, Cilt: IV, s. 461)

Dedi ve çadırdan çıkarken Baylan:

  • Aktan dur !

Her ikisi de ayakta… birbirlerine derin derin baktılar. Baylan:

  • Aktan seviyorum..

  • Ben de sevmiştim ve seviyorum. Fakat Baylan ne yapacağız ? İskit ülkesine sen gelsen, milletim beni başkan tanımaz. Ben Amazon ülkesine gelsem canımız tehlikede kalır ne yapalım ?

  • Aktan sen benimle gel. Kadınların kalbi daha merhametlidir. Sevgimize hürmet ederler, belki seninle evlenir yaşarız.

Aktan düşünmeden:

  • Peki…

dedi ve sabah olmadan ikisi de atlarına atlayarak Kafkas yollarını tuttular.

Sabah oldu. İskitler Aktan’ı, Amazonlar Baylan’ı beklediler beklediler. Nihayet çadırın kapısından baktılar içerde kimse yoktu. Mesele anlaşıldı. İskitler Aktanı İskit diyarında Amazonlar da Baylanı Anadolu’da aramak üzere döndüler.

Aktan ve Baylan, Kafkasları aşarak Ankara’ya kadar geldiler bir köy de gizlendiler: fakat bir türlü dışarı çıkamıyorlardı. Aktan’ı bir düşünce almıştı. Milyonlarca kadının içinde bir tek erkeğin yaşamasına imkan yoktu. Baylanı alarak Ege kıyılarına kaçmağı düşündü. Fakat bu da mümkün olmayacaktı. Bu ihtiyar kadının evinde şimdilik barınıyorlar, bir lokma ekmek buluyorlar fakat sonrası ne olacaktı.

Aktan’la Baylanı tam iki ay aradılar. Nihayet bunların izlerini buldular. Yüzlerce atlı kadın evi sardılar. İki sevgiliyi evden çıkardılar.

Baylan’la Aktanı Kızılırmak nehrinin kenarına getirdiler ikisini de sırt sırta kalın organlarla bağladılar bir salın üzerine bıraktılar.

Amazonlarda bir erkek seven kadınların cezası böyle idi. Aşkını da sırtına bağlarlar nehrin akıntısına bırakarak açlıktan öldürürlerdi. Her iki sevgiliyi sırtsırta Kızılırmağın kızıl sularına bıraktılar. Aktan:

  • Baylan nereye gidiyoruz ?

  • Dudaklarımız birbirimize değmeden, gözlerimiz birbirine bakmadan, sesimizi işite işite, kanımız soğuyana kadar ölüme gidiyoruz !

Kızılırmak bu salı aldı. Günlerce götürdü. Nihayet Karadeniz’in büyük dalgalarına bu cezalıları teslim etti. Dalgalar bu serseri salı kayadan kayaya çarparak birbirinden ayırdı. Ancak ölmüş cesetler bu zamanda yüzyüze gelerek morarmış dudaklar birbirine değdi. Bu iki mermer vücut dalgalar arasında köpüklere karışarak aşklarının sonuna erdiler. Nihayet bu iki sevdalıyı köpüklü dalgalar kucaklayarak enginlere alıp gitti.

(E. Behnan Şapolyo, Ülkü Halkevleri Dergisi, Şubat 1935, Amazon, Sayı: 24, Cilt: IV, s. 462)

Avatar

Leave a reply