Abakan Türkleri (Hakas’lar) – Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu

0
333

ABAKAN TÜRKLERİ (HAKAS’LAR)

Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu

Sırf coğrafi yayılım sahasına göre, eskiden Abakan yahut da Yenisey Türkleri adını almış olan bu Türk etnik birliği, son Sovyet Rusya idaresince teşekkül etmiş olan 42.9000 kilometrelik Hakas muhtar eyaleti Türk halkına izafe edilmiştir. Halbuki tarihi bir kavim adı olan Hakas tabiri, bugünkü adlandırmada, muayyen bir uruğu ifadeden uzak olup, daha fazla birkaç Türk ağzı karması için kullanılmıştır. Buraya dahil edilen boylar da: Sagay, Beltir; Kaç, Koybal, Kızıl, Şor dolayısı ile Sarı-Uygur, Kamasin, Çulım, Türkleri olmuştur. Diyalekt birliği üzerine, aralarında fonetik bazı gruplaşmalar yapılabilir. Fakat ayrılıklar cüzi olduğundan, şive ve ağızca hepsi bir arada ele alınırsa daha isabetli olur. Ayrı ayrı isimler sadece her yerde görülen kabile isimleridir, yoksa hepsi aynı Türk kavmine mensupturlar, o bölgede oturan tek bir Türk kavmini teşkil ederler. Klasik yazı dilleri ve edebiyatları yoktur. Yaşadıkları saha birbirine yakındır. Boy ve soy adlarına göre şu kabilelere ayrılırlar

1- Sagay Türkleri:

Minusinsk eyaleti havzasının güney-batı köşesinde, Askıs ırmağından Abakan’ın üst mecrasına kadar uzayan sahada oturmaktadırlar. Bu duruma göre Koybal’ların güney komşusunda sayılırlar. W. Radloff’a göre Koyballar dışında, bugünkü Abakan bozkırında yaşayan bütün Türk boyları aslen Abakan’ın öz halkından sayılırlar; Beltir’lerle diğer Altaylardan göç eden bazı Türk uruk ve boylarının ağızlarından türeme, ortaklaşa bir şive vücuda getirmişlerdir. Menşelerini ve yaşadıkları coğrafi çevreleri belirten, ondan fazla boya ayrılmaktadırlar. Bunların arasında dikkatimizi çekeni Kırgız etnonimidir ki, bu Sagay’ların Kırgız soyundan da türemiş olduğunu göstermektedir. Sayıları 27.000 dir.

2- Beltir’ler:

Ağızca Sagay’larla bir birlik teşkil eden Beltir’ler, aşağı yukarı Sagay’larla karışık oturmaktadırlar. Bazı etnograflar, bunları doğrudan doğruya Sagay’ların bir boyu sayarak, Abakan’la Taştı ırmakları arasında oturduklarını kabul etmişlerdir. Sagay Türkleri alimlerinden Prof. Katanov ise bunları, Minusinsk tatarlarından saydığı halde, diğerleri bu etnik adı, bütün Abakan Türklerine teşmil etmişlerdir.

Çeşitli soylara ayrılırlar. İçlerinde Altay Türklerinden olduklarını belirtenler de vardır. Yerleşik hayat sürmektedirler. Sayıları yüzde 2 artışla 12000 in üstündedir.

3- Kaç’lar:

Abakan vadisinde oturmaktadırlar. Çat ve Çolım civarında oturan boylarla bir grup teşkil ederler. Vaktiyle Yenisey’in bir dalı olan Kas ırmağı boyunda oturmuş olduklarından kendilerine Kaaç kabile adını vermişlerdir. Gerçekten de, daha XVII. Yüzyıl sonlarına doğru, İrtiş havzasındaki bazı Türk boyları sırf buraları iskan etmeye kalkışan Rusların baskısı ile, tomsk şehrinin kuzeyindeki Yenisey ırmağına doğru sıkıştırılmış ve sürülmüşlerdir. Bu yüzden, bunların mühim bir kısmı, Krasnoyarsk’tan epeyce uzak olmak üzere, Kaç nehir kıyılarında yerleşmeye mecbur olmuşlardır. Kırgızlar, Abakan vadisinden çekilince, bu Türk boyları Yukarı yenisey den güneye doğru inmişlerdir. Fakat esas Türk kitlesi Abakan’la Askıs’ın kuzeyindeki Yüs arasında kalmışlardır. İşte bu Türk topluluğundan türemiş olanlar, kendilerine Kaas adını vermişlerdir.

Castren’e göre Kaç’lar, vaktiyle aynı adı taşıyan ırmak havzasında yaşarken,yapılarında mühim yer almış olan Ara Türkleri ile birleşmişlerdir. Soyları arasında Kırgız ve Tuba’lar da bulunmaktadır. Çin topraklarında yaşayan Matur’lar da kendilerine Tuba kavim adını vermiş olduklarından, Kaç’larla karışan Tuba’ların bunlardan bir bölüm olduğu zannedilmektedir. Bununla beraber Kaç’lar öz Türklerden sayılmaktadırlar. Kaç ağızı Sagay’larınkine yakındır. Sayıları 20.000’in üstündedir.

4- Koybal’lar:

Kendilerine Tuba adını takmışlardır. Oturdukları saha Ute ırmağı boyu ile Abakan’ın sağ kıyısıdır. Karagas ve Koybal Türk boyları üzerindeki araştırmaları ile tanınmış olan Castren’e göre Koybal’lar, esas 13 soya ayrılmaktadırlar. Taşıdıkları adların mahiyet ve yapısına bakılacak olursa içlerine Yenisey – Ostyak’ları ile Samoyed’ler de karışmıştır. Hatta Castren kendisi vaktiyle bunların şivelerinde bolca Ostyak ve Samoyed unsurlarını kullandıklarına şahit olmuştur. Aynı zamanda Patkanov’la Latkin de Koybal’ları Türkleşmiş Samoyed’lerden saymışlarsa da, bu bir zorlamadır. Şiveleri Sagay ve Kaç ağızları karışmasından türemiştir. Zaten kendileri de Kaç ve Sagay’lar içerisinde erimiş gibidirler. Bununla beraber 2000’e yakın olmak üzere mevcudiyetlerini muhafaza etmişlerdir.

5- Kızıl’lar:

Bu küçük Türk boyu Yüs bozkırındaki Ak ve Kara Yüs boylarında oturmaktadırlar. Kaç Türklerinin komşularındandırlar. Kırgız, Teleüt ve hatta Yenisey-Ostyak’ları karmasından türedikleri iddia edilmektedir. Sayıları 20.000 kadardır. Konuştukları ağız Hakas Türkçe’sinin 4. Dalı olup, Sagay’larınkinden ayrılmaktadır. Kaç’larınkine yakındır.

6- Şor’lar:

Vaktiyle W. Radloff’un bu ad altında topladığı Türk boyu, Teles gölü ile Tom ırmağının çıkış sahasındaki ormanlık dağlarda oturmakta idi. Toplu olarak bunlara Altaylılarla Teleüt’ler ve Kara-Orman Türkleri, Şor adını vermişlerdir. Kendilerince benimsenmiş herhangi bir özel veya soy adı mevcut değildir. Daha fazla kıyılarında oturdukları ırmak adlarını etnonim olarak kabullenmişlerdir. Mesela: Pısas-Kişi, Mıras-Kişi, Tom-kişi gibi. Müşterek bir diyalekte sahip olduklarından Radloff’ça da Şor adı altında toplanmıştır.

Şor’lar, ekseriyetle tıpkı Sagay’lar gibi, büyük köylerde yaşamaktadırlar; Dağlık sahayı işgal geden Türkler dışında, ayrıca bir kısım Türk halkı Kuznetsk çevresindeki Alatau’n (Ala-dağ) kuzey eteklerinde, Tom ırmağının batı kıyılarında oturmaktadır. Rusların “Kuznetsk-Tomsk” tatarları adını verdikleri bu etnik zümreyi, yanlışlıkla Şor’lardan sayanlar da vardır. Bunların arasında W. Radloff da bulunmaktadır. Kırgızların tesiri, Şor’ların öz menşeinin tayininde bir ipucu olabilir.

Şorların nüfusu 20.000 kadardır. Edebi bir yazı diline sahip olmamalarına rağmen, geçen yüzyıl ortalarına doğru ağızları, kendilerini Hıristiyanlaştırmaya çalışan Rus misyoner papazları tarafından araştırılmaya başlanmıştır; ilk iş olarak Şor diyalektiyle bir sürü, Hıristiyanlığa ait dini eser tercüme edilmiş, yahut da yazılmıştır. Asıl dil yönünden değer taşıyanı N. P. Drenkova’nın “Şor folkloru” adlı, bu ağıza ait malzemeyi içine alan eseridir.

Şor ağızı, diğer Sibirya Türk ağızlarında olduğu gibi, zengin bir sözlük servetine sahiptir. Bilhassa “avcılığa” ve umumiyetle “Av kültü” ne ait olanları dikkatimizi çekmektedir. Bütün Altay boyları şivelerinde ve ağızlarında görülen zengince “Moğolca” unsurlar burada da vardır.

7- Kamasin’ler:

1863 yılında Karagas’lar arasında incelemeler yapan W. Radloff, Kan ırmağı yöresindeki Karagas’ların beslemekte oldukları Ren geyiklerinin, ağır kayıplara uğraması üzerine, Biryuza’nın çıkış havzasına göç ettiklerini öğrenmiş ve doğruca bu sahaya yönelmiştir. Fakat bu sefer de burada yani Krasnoyarsk eyaletinin (Kızılyar) Man ve Kan ırmaklarının üst kıyılarında, Kamasin köylerine raslamıştır. Bunun üzerine Radloff, bunların Orman-Kamasin’leri olduklarını ve kendilerine “Kangbaşı” yahut “Kanmajı” dediklerini tesbit etmiştir. Hakas muhtar eyaleti çevresine dahil olmayan Kamasin diyalekti, sırf nüfus azlığı dolayısıyle, gereken önemi taşımaktadır. Diyalektleri Kaç’larınkine daha yakındır.

8- Çolım ve Çat Türkleri:

Obi ırmağının sağ kollarından Çolım ve Çat nehri boyunda oturduklarından, bu adı almışlardır. Oturdukları ve yayıldıkları saha Yüs bozkırının kuzey-batı tarafıdır. Ruslarca “Meletskie Tatarı” (Meletsk Tatarları) diye adlandırılmışlardır. Patkanov’la Aristov, bunların bir taraftan Irtış ve Baraba Türk boyları ile, diğer taraftan da Teleüt ve hatta Ostyak’larla Samoyet karışmasından vücuda gelmiş boy olarak göstermektedirler.

Ağızca Uygur-Oğuz şive grupuna girmekle beraber fonetik ve gramer hususiyetleri bakımından diğer Türk boylarından ayrılmaktadırlar.

Böylece Abakan, Sovyet idaresine göre ise Hakas muhtar eyaleti Türkleri çeşitli boylar karmasından türeme bir Türk topluluğu olup XVII. – XVIII. Yüzyıllarda Kırgızlardan boşalan Abakan vadisine yerleşmişlerdir. Uzun birlik ve müşterek hayat, aralarında aşağı yukarı müşterek bir diyalekt vücuda getirmiştir. Türk şiveleri tasnifinde Uygur-Oğuz Türkçe’si bölümünde yer almaktadırlar.

Kültür bakımından batı ve doğu gruplarına ayrılırlar. Bu bilhassa mesken ve sanat sahasında kendisini göstermektedir. İnanış ve milli yaşayış bakımından ise bir bütünlük teşkil etmektedirler. Vaktiyle, Hıristiyan olarak telakki edilmekte idilerse de, gerçekte Şamanisttirler ve bu dine bağlı merasimleri yapmaktan çekinmezler. Nitekim Abakan Türklerinin “Tyas Toyı” dedikleri dini bahar bayramı, Kaç’lar tarafından Haziran ayında yapılmaktadır. Bu bayramda komşu boylar çeşitli topluluk halinde bir araya gelerek, bayram yapar, kutlama törenleri tertiplerler. Misafirlere kımız ikram edilir, bu arada kurban kesilir. Ayrıca bu “toyda” gelecek yıl bayramına mahsus kurban da seçilir ve renkli şeritlerle süslenir. Kurbanlık hayvana bir kısrak, ya da bir aygırdır. Dini merasimden sonra yemekler yenir, cirit oynanır, güreşler yapılır, çeşitli türküler söylenir.

Evlenme, gömme vesaire hep Şaman dinine ve geleneklerine göre yapılır. Çalgıları arasında Kobuz da mevcuttur. Ayrıca kanuna benzer “Tyat-tagan” adlı özel bir aletleri de vardır.

Abakan Türklerini doğudaki Türk boylarından ayıran başlıca hususiyet, destan neviden edebiyatın zengin oluşu ve kahramanlık efsaneleri ile maceraların manzum bir şekilde anlatılmasıdır. Ozanlara karşı fevkalade büyük bağlılıkları vardır.

BİBLİYOGRAFYA

O, Pritsak, Das Abakan und Çulymtürkische und das Schorische, Philol, Turcicae Fundamenta, 1959, s. 598 – 641; S. D. Nominchanov, Rus – Hakas lugati (Rusça) Abakan 1948; W. Radloff, Proben, IX; F. Köprülü, Abakan Türkleri, Türk Amacı I, sayı 5, İstanbul 1942, s. 204-208; N. N. Kozmin, Hakası, Irkutsk 1925, X, s. 135 (bk. A. Caferoğlu, Türkiyat Mecmuası, II, 1928, s. 522-523); W. Radloff, Aus Sibirien (Sibirya’dan IXX, IXX, IIX, IIXX, Ahmet temir tercümesi, Mille Eğitim Bakanlığı yayınlarından, Ankara 1955, 1956; Aulis J. İoki, Wörterverzeichnis der Kyzyl-Sprache, Stud. Orientalia, XIX. 1953, s. 1-48; M. Castren, Versuch einer koibalischen und karagassichen Sprachlehre nebst Wörterverzeichnis, SPb. 1857; N. Baskakov, Türk dilleri (Rus), 1960, s. 197-208; N. P. Direnkova, Şorskiy Folklor, 1940; I, I, Zarubin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği halkları sayımı, Leningrad 1927, s. 35 (Rusça) Die Völker de Ostraumes, Berlin 1942, s. 30; A. Dulzon, Çulım Tatarları ve dilleri (Rusça), Tomsk Pedagoji Enstitüsü Dergisi IX, 1952; W. Radloff Phonetik; N. P. Dırenkova, Şorskiy folklor, 1940.

(Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Şubat 1965, Abakan Türkleri (Hakas’lar), Cilt: III, Sayı: 28, S. 247-251 sayfaları arasından alınmıştır.)

Avatar

Leave a reply